KİŞİSEL

2018’in İlk Ufak Aksiyonları

12/01/2018

2018 Kararlarim

Yeni yıl yaklaşırken, yeni hedefler ve isteklerimi belirlemek ve aksiyona geçirmek için belki de yıllardır duymadığım kadar heyecan duydum bu yıl. Sebebi ise, yeni yılın benim için ilk anlamının yeni bir yaş (yeni yıla girdikten sadece birkaç hafta sonra doğumgünüm) olması ve şu an itibarıyla sadece günler kalmış olan koskocaman bir 30 yaşın kapımda olması! Evet, her 10’luk yaş dönemini geride bıraktığımızda biraz tuhaf hissediyor, bir devri kapatıyor gibi düşüncelere kapılıyoruz. Ama sanki 30, bu değişimler içinden önemli bir tanesi gibi hissediyorum. Belki de sebebi, eskiden benim için birisine ‘abla/abi’ gözüyle bakma kriteri bu yaşla doğru orantılı olduğu için olabilir! 😅

Her halükarda, düşündüğümden çok daha az büyütüyorum bu yeni gelişmeyi, ama yine de göz ardı edebileceğim kadar da küçük birşey olmadığı kesin. Şu sıralar, yeni bir başlangıç için normalde duyduğum heyecanı biraz daha fazla hissediyorum ve geride bıraktığımız yıl(lardan) dersleri çıkarıp harekete geçmek için heyecanlıyım! Bu sene, hedeflerimi iki ana başlığa bölüyorum: 1) daha ufak ama uzun vadede önem taşıyan, hayatıma yön veren aksiyonları alışkanlık haline getirmek.  Birşeyleri alışkanlık haline getirmek ve istikrarlı bir biçimde yapmak benim en zorlandığım şeylerden biri. Bugüne dek başardığım ve istikrarlı olduğum aksiyonlar yok mu? Elbette var, ama bu tarafta kat edebileceğim çok da yolum var. 2) daha köklü, büyük, hatta belki biraz daha zaman alabilecek değişiklikler. 

Bu iki başlık arasından öncelikle ilkini, yani ufak ve gerçekleştirebilme ihtimalimin çok daha yüksek olduğu aksiyonları listeledim ve bir süredir de uygulamaya aldım. Uyguladıkça olumlu etkilerini günden güne hissedip daha çok devam etmek için motive oluyorum. Durum böyle olunca, sizin de işinize yarayabilecek, ufak görünüp etkili değişiklikleri tetikleyebilecek olanları paylaşmak istedim.

2018 için küçük iyileştirmeler listem:

Ajanda tutmaya başladım.

Günlük ve ajanda tutma alışkanlığı, bende yıllarca çok önemli bir yere sahip olan, sonra teknolojinin pratikliği ve hızlı yaşama ihtiyacıyla tamamen yok olmuştu. Kağıt kalemden uzaklaşmış, birşey not etmek istediğimde telefon ve bilgisayarımdaki notlar, takvim veya Evernote uygulamasına yönelmeye başlamıştım. Belki notları çok daha düzenli ve kolay bulunabilir kılıyor, fakat analogun verdiği ‘anı’ hissini kesinlikle vermiyor. Bundan da önemlisi, el yazısı ile bir yere kayıtlar tutmak, aslında hafızamızda çok daha güçlü bir etkiye sahip. Daha kolay hatırlayabiliyor, anı olarak saklayabiliyor ve kayıtlarımızda bir tuşa basarak silinme ihtimalinden çıkarmış oluyoruz. Bu sene yeni yıl gelmeden kendime Metis Yayınları’nın ufak ama çok hoşuma giden ajandasını ve geçen sene Zeynep‘ten görüp bayıldığım One Line A Day isimli günlüğü sipariş ettim. Belki oturup her gün satırlarca günlük tutma alışkanlığı bir anda büyük bir değişiklik olabilirdi, ama her gün için yalnızca 1 satır yazma ve sonra 5 yıl boyunca o tarihte ne yazmışım diye bakabilme fikri inanılmaz kafama yattı. ‘Hah’, dedim, ‘tam benim gibi günlük yazmaya alıştıra alıştıra başlamak isteyen biri için ideal!’

Bu arada işle ilgili notlarımı da son haftalarda defterime kaydediyorum ve sanki daha hızlı aksiyon alıyorum gibi geliyor. Placebo etkisi midir bilemem 🙂

Sosyal medyada hafifleme operasyonu.

Sosyal medyada takip ettiğim hesapları, dolayısıyla geçirdiğim vakti azaltmak için attığım ilk adım bu oldu ve olmaya devam ediyor. Beğendiğim hesaplardan ilham almak veya birşeyler öğrenmek ile vakit öldürmek arasındaki ince çizgiyi bence bir süredir kaçırıyorum ve her mola vermek istediğimde, elim Instagram’a gidiyor. Bazen şuursuzca, dakikalarımı sayfayı kaydırarak geçiriyorum ve aslında mutlaka haber almam gereken birisine baktığım için falan değil. Velhasıl kelam, çağımızın hastalığı olan sosyal medya bağımlılığımı en azından en faydalı şekilde değerlendirmek için her gün en az birkaç tane takip etmem gerekmeyen hesabı çıkarıyorum. Az-öz her alanda iyidir.

Özür dilemeyi azaltmak.

Türkçe konuşurken pek sık kullanmadığımız bir ifade olduğu için bu madde biraz garip gelebilir, fakat İngilizce’de inanılmaz sık kullanılıyor. İşim gereği benim günümün 2/3’ü İngilizce konuşarak geçiyor ve işteki rolüm nedeniyle, fazlasıyla özür dilemeye yöneldiğimi fark ettim. Şimdi bu da nesi diyeceksiniz, ama bu beni oldukça rahatsız etti, çünkü aslında özür dilenecek birşey yapmıyorum. 🙂 Bir mail’a veya Skype mesajına bazen 1-2 gün geç dönüyorum çünkü vakit yetiştiremiyorum veya izinli oluyorum ve bunun için özür dilemem gerektiğini düşünmüyorum. Fazla mesai ile çalışmak ve yetişememek benim suçum değil. Veya müşterinin projesini en iyi şekilde teslim etmek için elimizden geleni yapıyoruz, canımızı dişimize takıyoruz, ama kontrolümüzde olmayan faktörlerden dolayı istediğimiz gibi olmayınca yine özür diliyorum mesela. Çünkü projenin sorumlusu olarak müşterinin memnuniyetini idare etmem gerekiyor. Peki ben özür dilenecek ne yaptım? Hiç birşey. ‘Özür dilerim’ ifadesini, ‘beklediğin için teşekkürler’, ‘bizimle işbirliği yaptığınız için teşekkürler’ gibi, daha pozitif bir yöne çevirmeye karar verdim. Üzerime almamam gereken ve benim bir kabahatim olmayan bir yükü almak istemiyorum, çünkü o zaman kendimden de özür dilemem gerekecek, öyle değil mi? 🙂 Dolayısıyla bir süredir bunu uygulamaya almaya çalışıyorum ve özellikle müşterilerle iletişimde bu dili değiştirmeye çalışıyorum. En azından kendime daha az haksızlık yaptığım için daha mutluyum. 🧘🏻‍♀️

Düzenli hareket ediyorum.

Ve bu maddeyi yazabildiğim için kendimle gurur duyuyorum! Belki henüz olmayı istediğim noktada değilim ve çok daha fazla egzersiz yapabilirim. Hala her sabah gün ağarmadan koşmuyorum, vermeyi hayal ettiğim 7-10 kiloyu vermedim, çok atletik ve fit değilim. Zaman zaman birşeyler yapıyorum evet, fakat henüz istikrarlı değilim. Ama sonunda, artık BİRŞEY yapıyorum! Ve yıllardır en çok istediğim şeyi: yogaya döndüm. Yaklaşık 1,5 aydır her Pazartesi-Cuma yogaya gidiyorum ve çok ama çok mutlu oluyorum. Hem vücuduma ve ruhuma iyilik yaptığım için, hem telefonumdan, işimden, herkes ve herşeyden uzakta 1,5 saati yalnızca kendi çok istediğim birşeye ayırdığım için. Kendime her defasında onlarca kez teşekkürler ediyorum. Bundan sonraki aksiyonum yogaya ek olarak düzenli cardio da eklemek olacak ve onu da yaptığımda, yine alışkanlık olmasını, uzun ve öldürücü değil ama istikrarlı olmasını istiyorum.

 

Ufacık görünen, ama düzenli uygulandığında müthiş olumlu etkilerini hissettiğim 4 adet 2018 değişikliğim şimdilik bu kadar. Siz de hayatınızda yeni uygulamalara yer verdiniz mi? Bir de, kararlarınızı düzene sokmak, istikrar sağlamak için yaptığınız birşeyler, tüyolarınız var mı? Varsa lütfen yorum olarak yazın, beni çok mutlu edersiniz!

Herkese harika bir yıl dilerim! Işık sizinle olsun! ✨

 

You Might Also Like