BLOG

20’lik Yaş Dişi, Minimalizm ve Yaklaşan Tatil

31/05/2016

Sevgili Beyaz Kağıt - Balkon Sefası

Vücudumuzdaki her parçanın, nefret ettiğimiz ve her ay itinayla yok ettiğimiz tüylerin bile var olmasının bir sebebi var denir ya hep, bilmiyorum gerçekten öyle mi!? Herkeste durumların farklı olabildiğini biliyorum, ama şahsen bende bu yirmilik dişler inanılmaz bir baş belasıydı ve gerçekten hiç ama hiçbir amaca da hizmet etmediler, zira ağzımda onlar için yer bile yoktu! İlk ikisinden 2011’de kurtulduktan sonra, çekilen röntgende yalnızca bir tane daha olduğu görünüyordu, ama onun da ameliyat edilmesi acil değildi, zaten benim de ona dayanma gücüm kalmamıştı. Ameliyat sonrasında nasıl bir süreç geçirdiğimi çok hatırlayamıyorum, ama Hacettepe’deki operasyona birkaç doktor ve sayısını hatırlamadığım ama odayı epey kalabalıklaştıran asistanlar girmişti, çünkü vaka çalışması gibi birşey olmuştu. Aradan geçen yıllarda belki yeniden o son dişin durumunu takip etmedim, ama belirli aralıklarla aklıma girip kabusum olmadı da değil.

Geçen hafta ise 5 yıl erteledikten sonra sonuncusunu mecburen yine ufak bir ameliyatla aldırmam gerekti, aksi takdirde ergenlik döneminde tel takarak düzeltilen inci gibi dişlerimin eğrilme ihtimali doğuyordu ve bu riski göze alamazdım (birisi hafif eğrildi bile ben beklerken)! Dişçim gerçekten çok iyiydi, beni müthiş rahatlattı ve olabilecek en düzgün şekilde o dişi aldı, ama üzerinden geçen 6 günde hala tam anlamıyla normale döndüğünü söyleyemem, sürekli olarak çeneme bir halter bağlanmış ve onunla geziyorum gibi bir his var. Düzenli olarak yemek yer gibi ağrı kesici içmek ve geçmeyen bir ağrıdan çok sıkıldım, ama bundan sonra tamamen kurtulduğumu düşünerek çılgıncasına mutlu oluyorum ve ‘sonuçta oradan kocaman bir kemik parçası çıktı, acıması ve iyileşmeye çalışması normal’ diyerek kendimi avutuyorum. Diş muhabbeti bu kadar, ama siz siz olun yirmiliklerinizi takipte olun ki arkanızdan iş çevirmesinler! 🙂

Minimalizm

Zaman zaman hayatınızda bir karar almadan, oturup üstüne düşünmeden değişmeye başlayan şeyler oluyor mu? Hiç sevmem dediğiniz yeni birşeyleri sevmeye başlıyor musunuz mesela? Veya kendinizi bildiniz bileli sevdiğiniz şeyler kendiliğinden hayatınızda azalmaya başlıyor mu? Benim oluyor ve bu değişimlerin hayatıma gelişlerini gözlemlemeyi çok seviyorum. Bu aralar, hayatımın birçok alanında uygulamaya başladığım bir minimalizm hali var ve ben bir anda bir karar verdiğim için böyle olmadı, tamamen kendiliğinden olmaya başladı. Aslında genel olarak hayata bakış açımı göz önünde bulundurunca, neden sanki bir refleks gibi fazlalıklardan kurtulmaya başladığımı anlıyorum ve bu değişim çok da hoşuma gidiyor. Şöyle ki, sene başından beri evdeki okumadığım, kullanmadığım, varlığını bile hatırlamadığım eşyalardan kurtulmaya başlamıştım (böylelikle ihtiyaç sahipleri için de değerleniyorlar aynı zamanda). Kitaplar, filmler, kıyafetler, aksesuarlar, dekoratif objeler, ‘koleksiyonum’ diye tuttuğum ama sadece çekmecede duran eşyalardan bahsediyorum. Ve birşeylerden kurtuldukça, hafiflediğimi, aslında ne kadar daha azına ihtiyacım olduğunu fark ediyorum. Evdeki aksesuarlar ne kadar az olursa o kadar az dağılıyor, daha kolay temizleniyor, daha kolay taşınıyor. Eskiden ‘çook şekeeer’ diyerek onlarca defteri alıp dolabıma yığarken şimdi bir defteri bitirdiğimde yenisini alıyorum ve anlık satın alma tatmini dışında da birşey kaybetmiyorum. Sadeleşiyorum derken, tamamen eşyalardan özgürlüğümü ilan etmiş değilim: çok sevdiğim ve onsuz yapamayacağım ve mümkünse en kalitelisine sahip olmayı istediğim bir takım eşyalarım var (bilgisayar, telefon, kamera, elektronik başka birtakım şeyler, çanta, ayakkabı, vs), ama bunlardan da onlarca sahip olmak gibi bir dileğim yok. Bir olsun, en iyisi olsun, benim olsun. 🙂 Bunlar dışındaki eşyalardan fazla fazla olmasına gerek yok, çünkü ne kadar az olursa, o kadar mobil olabiliyorum ve o mobiliteyi inanılmaz seviyorum. Tamamen farazi, ama olur da yarın yurtdışında yaşamaya karar verirsek ya da bir süre farklı bir yerde yaşamaya fırsatımız olursa kolaylıkla toplanabilmek istiyorum ve sahip olduğumuz anormal sayıdaki eşyayı geride bıraktığım için üzülmemek istiyorum. Birkaç valize sığdıracağım eşyalarım bana yetsin mesela. Bu arada biliyor muydunuz, ne kadar fazla eşyanız olursa, o kadar fazla seçeneğiniz oluyor ve seçenek sayınız arttıkça, bunlar arasındaki karar verme süreciniz de aynı şekilde artıyor ve aslında sizi yavaşlatıyor. Steve Jobs’un dolabında yalnızca bir tür kıyafet olması ve bu şekilde kıyafet seçme işlemini hayatından tamamen elemiş olması hikayesi hep aklıma geliyor bu durumda. Aslında ne kadar mantıklı! On tane değil de bir tane defteriniz olsa, notlarınızı yalnızca ona alırsınız ve böylece aradığınızda ne kadar kolaylıkla bulursunuz mesela. 🙂

Taşınmaya da hazırlanmıyoruz aslında, ama ben bu mentaliteye hazır girmişken sürpriz bir değişikliğe de hayır demem gibi. Aklımdan geçen bir takım yerler var ama, bunlar sadece dileklerden ibaret tabii. Evren, canım, mesajımı alıyor musun? 🙂

Sevgili Beyaz Kağıt - Tayland - Fil

Bu arada Puket’e gitmeye O KADAR az kaldı ki, heyecandan artık yerimde duramıyorum ve günler geçmek bilmiyor. Ne bir seyahat blogu, ne şehirle ilgili bir öneri okumadan, ne de tek bir plaj fotoğrafı bile görmeden çok yıllar önceden beri hayalini kurduğum, hatta neden bu kadar istediğimi bile bilmediğim bir destinasyondu benim için Puket. Yıllar önce babamın Bangkok’tan getirdiği minik ahşap fil ve kurbağa şeklindeki ağaçtan yapılma müzik enstrümanı, evlerimdeki baş tacı objeler oldu hep (hediyelik eşyaları pek sevmememe rağmen). Fillerle aramdaki gizli çekimden olabilir bu merak, emin değilim. 🙂 Ama çok çok merak ediyorum ve uzundur bir yer için bu kadar heyecanlanmamıştım! Haftaya karış karış gezmeyi planladığımız rotayı merak ediyorsanız Facebook ve Instagram‘dan takipte kalabilirsiniz. Dönüşte Youtube kanalımda da çok güzel videolar olacak! 🙂

You Might Also Like

  •  sahika

    Yine bir solukta okudum yazdıklarını😍 Biz de dün döndük balkanlardan öyle güzeldi ki! Puket fotoğrafları ve yazın için sabırsızlanıyorum☺️ Umarım çok güzel geçer..

    • Elif Ozgecan Celik

      Çok teşekkürler Şahika, ben de instagramdan paylaştıklarına bayıldım, tüm fotoğraflar ışıl ışıldı, içimiz açıldı! ^^
      Size hoşgeldin, bize güle güle o halde 🙂

  • Pingback: Gündemimdekiler: İkinci El Dükkanım, Narcos, Kalpazankaya - Sevgili Beyaz Kağıt - Lifestyle Blog()