KARİYER KİŞİSEL

Amerika’da İş Bulmak – Nasıl Oldu?

25/03/2018

Hayat Sen Planlar Yaparken Başına Gelenlerdir - Herşey burayla başladı

Hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir. 

Benim müthiş sevdiğim bir sözdür bu. Sizin de daha önce bir yerlerde okuduğunuza ve tam şu anda ‘hakkaten öyle’, diye içinizden geçirdiğinize eminim.

Bugün size, hayatımın yönünü değiştiren bir olayın hikayesini anlatacağım. Bir takım olaylar dizisinin ve tesadüflerin aslında ne büyük sinyaller olabileceğinin hikayesini. Instagram’dan takip ediyorsanız, Ocak ayı sonlarında Miami’ye gittiğimizi görmüş olabilirsiniz. Miami seyahatinden tek beklentim, bir yıldan fazla süredir görmediğim kardeşimi görmek, biraz ilhamla dolmak ve çok yoğunlaşmış işim ve yorulmuş beynimden uzaklaşmaktı. 2 haftalık seyahatin ilk haftası izin almıştım, ikinci haftası ise her zaman olduğu gibi uzaktan çalışacaktık (Avrupa zaman dilimine uyacak şekilde).

Giderken kendime tek söylediğim: ‘sürekli düşünüp endişelerle dolan beynini sakinleştir, hayatı akışına göre yaşa‘.

Miami’de co-working ofislerini gezerken…

Uzaktan çalıştığımız ve co-working space’lere bayıldığımız için Miami’deki birkaç zincir ofisi gezmeye karar vermiştik. Büro ve WeWork, Miami’deki en bilinen ve şehrin birçok noktasında ofisi olan markalar. WeWork’ü birkaç kez şansımızı denememize rağmen bir türlü açık yakalayamadık. Büro ofislerinden ise SoBe (South Beach) şubesini gezmiştik ve tarzı hoşumuza gitmişti. Başka bir gün de Midtown’da Cafe del Cielo adlı kahvecide otururken hemen sokağın karşısında olan şubesini gezmeye karar verdik. Kısa turumuz bitip, ‘bir gün böyle bir yerde çalışırız belki‘ diyerek ayrılırken, asansörlerin hemen karşısında duran bir raf gözüme takıldı. Amerika’da birçok kafe/ofisin bir köşesinde, insanların kartvizitlerini veya ilanlarını bırakabildikleri bir alan olur. Burada da, Büro’da çalışan startup’ların veya kişilerin kartvizitlerinin olduğu bir raf vardı. Tam o sırada asansörün gelme sesini duyduğum için hızla, Çağrı, Barış ve kendim için 3 adet kart seçtim. Kartları okumak için vaktim olmasa da birşeyi gözüme takıldı ve o kişiyle eşleşeceğini düşündüğüm için alıp hemen asansöre geçtim.

Kartları okuyoruz… Benimki the community.

Barış’ın kartvizitte kendi alanıyla ilgili bir şirketin bilgisi vardı, Çağrı’nınkini hatırlamıyorum. Benimkini ise tamamen logosunu beğendiğim için almıştım. Kırmızıdan turuncuya doğru renk geçişleri olan the community diye bir logo vardı. Arkasını çevirdiğimde, dijital pazarlama alanında özelleşmiş senior recruiter olan bir kızın kartviziti olduğunu fark ettim. İşimle ilgili bir değişiklik ihtiyacı hissettiğim bir dönemdi ve Miami’ye aşık olmuştum. ‘Burada çalışmak ne kadar güzel olurdu‘, diye düşündürmüştü şehirde geçirdiğim günler. Kafeye geri döndüğümde bu tesadüf yüzümü gülümsetti ve ilginç geldi. Kendi aramızda ‘kadına mesaj yazmalı mı acaba‘, diye gülüştükten sonra, kartı çantamın ön gözüne atıp günüme devam ettim.

Aynı logo, kiralık evimizin yakınında karşımda

Birkaç gün sonra, Airbnb evimize geçtik ve mahalleyi keşfetmek için ana caddeye çıktık. Yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra, kartvizitte gördüğüm logonun aynısını bir binanın duvarında görmüştüm (yukarıdaki fotoğraftaki bina)! İşte bu sefer epey şaşkına döndüm. Tesadüflere inanıyorum ve kulak vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Ama bir yandan da, Amerika’da hiçbir şirketin iş vizesi çıkarmaya gönüllü olmadığını ve bu olasılığın inanılmaz düşük olduğunu o kadar çok duyuyordum ki, bu tesadüfü dinlemek çok saçma gelmişti. Öte yandan, sanki yavaş yavaş birşey kafama girmeye başlamıştı… Daha yeni karar vermiştim: hayatımı akışına göre yaşayacak ve ilginç tesadüflere olumlu yaklaşacaktım.

Bir kahve içelim mi?

İlerleyen günlerde aynı binanın önünden birkaç defa daha geçtikten sonra, bir gün kartvizitteki kadını Linkedin’den bulup mesaj atmaya karar verdim. Başıma gelen enteresan tesadüfü kısaca anlattıktan sonra bir hafta daha şehirde olduğumu ve vakti varsa bir kahve içip tanışmayı çok isteyeceğimi söyledim. Ben mesajı yazdıktan sonra, Linkedin ekranın sağ tarafında ilgimi çekebilecek ilanlar çıkardı ve hepsi de lokasyondan dolayı Miami’deydi. Aklım çelindi; birkaç tane ilgimi çeken ilana başvuru yaptım, birkaç kişiye daha network yapmak adına mesaj attım. Merak ediyorsanız eğer, ne community’deki kadından, ne de diğer mesajlarıma cevap geldi 🙂

Aradan birkaç gün daha geçtiğinde, başvurduğum şirketlerden biri, 15 dakikalık bir tanışma görüşmesi yapmak istediğini söyledi!!! İnanamadım. Şaka olmalıydı. Benim çalışma vizem olduğunu varsaydıklarına %100 emindim ve hem çok heyecanlanıp, hem de hiç heyecanlanamadım.

Yine Cafe del Cielo… Görüşme günü.

Görüşmenin olduğu gün, yine herşeyin başladığı ve community’nin kartvizitine bakıp birşeylerin tetiklendiği kafedeyiz. Dakikalar hızla geçiyor, hem içimden heyecan taşıyor, hem de kendimi fazla ümitlendirmemek için bastırıyorum. Beynim bana diyor ki: ‘sen bu iş için harika bir aday olsan bile, mümkün değil bu iş olmaz. Çalışma vizesini çıkarmayı kabul etmeleri söz konusu değil‘. Telefonum çaldı, ben açtım ama hat mı kilitlendi ne olduysa, adam duymadı ve kapadı. Herhalde hemen yeniden arar diye düşündüm; bir iki dakika bekledim ama yok, telefon çalmadı. Ben de geri aradım – ofis numarasıymış; Sam’e bağlamalarını istedim. Bağlandığımda, Sam’in telefonu bırakıp mail yazdığını öğrendim – o an anladım ki, çok doğru bir hamle yapmışım aramakla. Adam daha ilk etaptan vazgeçecekmiş!

Görüşme çok iyi geçti. Hayret verici bir durumdu, ama gerçekten aradıkları kişi bendim. Tecrübelerim, onların yaptıkları işler ve ihtiyaçlarıyla birebir örtüşüyorduk. Eğer süreçte ilerlemek isterlerse birkaç gün daha Miami’de olacağımı ve birebir de görüşebileceğimizi, sonrasında ise Türkiye’ye döneceğim için telefon/internet üzerinden görüşebileceğimizi söyledim.

Türkiye’ye döndüm; saat 22.30’da CEO’yla tanışma

Bir Cuma akşamı, işten sonra yogaya gitmişim, yemek yeyip artık neredeyse uykuya hazırlanacakken, şirketin CEO’suyla görüşmem vardı. Yine içim heyecan dolu, ama aklım diyor ki, ‘Özge’cim, bu kadın henüz senin çalışma iznin olmadığını bilmiyor, öğrenince süreç biter‘. Nitekim görüşmedeki ilk sorulardan birisi ‘H1B vizesine (çalışma vizesi) ihtiyacın olacak mı‘?! ‘Evet’ diyorum, konuşuyoruz ve görüşme olumlu ilerliyor. Kapattığımda ne düşünmeliyim, hiçbir fikrim yok. Bir deneme projesi göndereceklerini söylüyorlar.

Bu projeyi ya ben anlamıyorum, ya da bir eksik var!

Nitekim birkaç gün içerisinde deneme projesi geliyor, ben işe girişiyorum ama böyle birşeyi hiç beklemiyordum! Normalde çatır çatır yapabilmeliyim çünkü her gün birbirinden zorlu senaryolardaki şirketler için pazarlama kampanyaları tasarlıyorum. Ama yok, bu projenin sorunu, mutlaka verilmesi gereken bazı bilgiler proje dokümanında eksik. Elli kez okuyorum, Barış’a, babama okutuyorum, tersini çeviriyorum, yan yatırıyorum… yok ne yapsam olmuyor. O bilgiler eksik ve ortaya çıkaracağım iş çok abuk olacak. Sonunda, ‘sen bu işle şansını denemek istiyorsan bul bir yolunu yap Özge‘ diyorum kendime. İçime sinmese de, bildiğim metotlarla, varsayımlara dayanarak bir proje hazırlıyorum. Bir de mailıma kocaman bir açıklama yazıyorum: ben bu projeyi yaptım, ama varsayımlara dayandırdım ve bu bir taslaktır. Aynı zamanda da neden tam olamadığıyla ilgili tüm eksikleri ve soru işaretlerini belirtiyorum.

Çok etkilendik, devam etmek istiyoruz!

Ben projeyi gönderdikten bir gün sonra, yukarıdaki mesajı alıyorum ve bir kez daha şok oluyorum. Demek ki, o eksikleri belirtmem ve yaklaşımım doğruymuş. Birkaç gün içinde CEO’yla yeniden görüşüyoruz, işler ilerliyor, vize konusunda herşeyi halletmeye hazır olduklarını söylüyor. İşte şimdi gerçekten şoktayım! Vizemi mi halledecekler?! Nasıl yani? Yanlış duymuş olmalıyım. Bunu takip eden günlerde hızla gelişmeler oluyor ve ben 20 Mart itibarıyla yeni şirketimle çalışmaya başlıyorum.

Tesadüflerin bir sebebi var.

Hayatı akışına bırakmak yerine daha çok müdahale eden, yönünü kendi çizen bir yapım var. Çok doğru olmadığını biliyorum ama elimde değil. Fakat bu yaşadığım olay, bana işaretlere dikkat etmem, evreni dinlemem ve özümde çok daha rahat olmam gerektiğini gösterdi. Beynimizle kendimize ne çok engel koyuyoruz, ne çok şeye daha en başından olmaz gözüyle bakıyoruz. Ve aslında bunu tersine çevirmek ne kadar da mümkün.

İşle ilgili hikayenin devamını merak ederseniz yorumlarda yazabilirsiniz… 

Yeni iş ve taşınma maceralarını takip etmek isterseniz beni instagram‘dan da takip edebilirsiniz. 

You Might Also Like