ANKARA KİŞİSEL

Ankara’da Birkaç Gün

16/10/2016

Ankara'da Birkaç Gün - Sevgili Beyaz Kağıt

Tam tamına 12 gündür bloguma yazmamışım ve bu sürede eksikliğini ne kadar hissetmiş olsam da, yine de arayı bu kadar açtığıma çok şaşırdım – hiç yapmazdım! Bu kadar ara vermemeliydim, ama hem işlerim, hem kafam bu ara çok yoğundu sanırım. Arayı kısa tutmayı hedefleyerek geri döndüm; merhaba sevgili beyaz kağıt!

Geçtiğimiz hafta aniden Barış’ın 1-2 gün Ayvalık’a gitmesi gerekince, ben de hemen Ankara’ya bir bilet kaptım ve birkaç gün oradaydım. Ankara Ekim ayında şaşırtmaz, hep muhteşemdir: Sonbaharın sarılı-turunculu renkleri, geniş yeşil alanlar (İstanbul’a kıyasla alan konusunda daha rahat), havanın güzel olduğu günlerde mavi gökyüzündeki pufidik bulutlar, öğlen saatlerinde insanın içini ısıtan güneş ve hemen birkaç saat sonrasında inceden üşüten, bir hırka veya cekete uzandıran serinliği. İstanbul’daki apartman hayatından sonra Ankara’da bahçeli eve gitmenin bende yarattığı olumlu etki de yadsınamaz tabii!

Ankara'da Birkaç Gün - Sevgili Beyaz Kağıt

Ankara'da Birkaç Gün - Sevgili Beyaz Kağıt

Uçağın olduğu sabah boğaz ağrısıyla uyandığımda yılın ilk gribinin geldiğini hissetmiştim ve sonraki günleri biraz hasta geçirdim, ama çok da dert değildi, zaten yoğun bir iş haftasıydı ve dikkatimi işe vermem gerekiyordu. Gündüzleri çalışarak, akşamları ise annemle film izleyerek, çoğunlukla evde geçen 4 gün çok sakin geçse de, annemden son 10 yıldır uzakta yaşadığım için arada bu tip minik kaçamaklar çok güzel geliyor, eksik kaldığımız anne-kız zamanlarımıza yetişmeye çalışıyoruz. Anneleri yakınlarında olanlar, kıymetini bilin, güzel vakitler geçirin e mi? 🙂

Ankara'da Birkaç Gün - Sevgili Beyaz KağıtAnkara'da Birkaç Gün - Sevgili Beyaz Kağıt Ankara'da Birkaç Gün - Sevgili Beyaz Kağıt

Ankara’daki ilk günümde, havaalanına yakın sayılabilecek bir yerlerde Altınköy Açıkhava Müzesi diye bir yere gittik bu arada. Belediye’nin müze formatında projeleştirdiği, köy yaşantısının canlandırmasını yaptıkları kocaman bir alan burası. Kastamonu ve Karabük’ten orijinal evlerin sökülerek buraya taşınıp kurulduğu, bir köy meydanı, çeşmesi, değirmeni, camiisi, okulu, vs. olan bir köy replikası diyebilirim sanırım. Tarif etmek biraz zor, videoyu izlediğinizde daha anlaşılır olacak! Köyde inekler, ceylanlar, kuzular, tavuklar geziniyor, kocaman bir asma köprü, kocaman yeşil alanlar var. Toplamda 50 civarındaki evden 3 tanesi ise müze olarak düzenlenmiş. Birisi köy müzesi, biri oyuncak, biri de etnoğrafya’ydı yanlış hatırlamıyorsam (bu kapalıydı). Köy hayatına ve oyuncaklarına dair birçok obje, Anadolu köylerinden toparlanılarak burada sergilenmiş. ‘Müze’ demek için bence yeterince dolu değil ve iyi bir sergileme düzeni yok(ışıklandırma ve açıklamalar çok zayıf), ama yine de merak edenler için enteresan bir deneyim olabilir. Bu arada illa ki bu müze konakları görmeniz gerekmiyor, çünkü yeşil alan kendi başına oldukça güzel, kitabınızı alıp yayılabilirsiniz, çok keyifli. Köy meydanında taş fırında bir teyze sürekli olarak taze köy ekmeği ve bazlama yapıyor, evinize alabilirsiniz (3 kocaman bazlama 5 TL)! Bu arada esas en güzel kısmına gelecek olursam: inanılmaz lezzetli ve organik bir köy kahvaltısı servis eden 1-2 tane yan yana işletme var. Manzarası çok güzel, oturma alanı keyifli (açık hava) ve kahvaltısında yok yok! Benden tavsiye: çok aç gidin ve öğlen yemeğini pas geçin, çünkü gerçekten devasal bir kahvaltı yapacaksınız! Fiyatı sanıyorum kişi başı 25 TL (çay dahil). Bu arada ‘müze’ tesisine giriş 5 TL, otoparkı var ve söylediklerine göre Kasım’da bir zamana kadar açık. Ziyaret etmek isterseniz son birkaç haftası var – yetişemezseniz seneye! 🙂

Videoların devamı için Youtube kanalıma bakabilir, haberdar olmak için abone olabilirsiniz! 

You Might Also Like