KİŞİSEL

Bahaneler, Seçimler, Sonuçlar = Öncelikler

05/09/2018

Hayatta yapamadığımız herşeyin, kendi kendimize ürettiğimiz bahaneler ve seçimlerimiz olduğuna inanıyorum. 

“İşler o kadar yoğundu ki, kendime hiç vakit ayıramadım – şu ellerimin haline bak, ne kadar bakımsız geziyorum.” 

“Dün öyle yorucuydu ki, sabah kalkıp yogamı yapamadım. Hep böyle oluyor zaten, o kadar istiyorum ama bir türlü fırsat olmuyor.”

“Köşedeki İtalyan restoranını denemeyi aylardır istiyorum ama hala olmadı. Sürekli methini duyuyorum, herkes gitti bir ben gidemedim resmen.”

“Her gün kitap okuyayım diyorum ama bir türlü ona sıra gelmiyor. Başka şeylerden dikkatimi toplayamıyorum.”

Şimdi tercüme edelim: aslında yazar, her bir cümlede diyor ki: ‘kendime bakmak/yoga yapmak/restoranı denemek/kitap okumak benim önceliğim değildi ve bunların yerine başka birşeyi tercih ettim.

 

Bir bahane, bir seçim ve bir sonuç var.

Ve seçimi kendi yapmış olsa da, sonucuna dair bir eleştirisi var.

Biliyorum bunu kabul etmek çok kolay değil, ama yaptığımız ve yapamadıklarımızın hepsi, bizim seçimlerimiz ve önceliklerimiz.

Eğer birşeye ulaşamamışsak, başka birşeye vakit ve enerji ayırmayı seçtiğimiz için. Düşün mesela, annenin senden bir konuda yardıma ihtiyacı varken sen arkadaşlarınla dışarıya çıkmadın mı hiç? Veya tam tersi. Annene kıyamayıp evde temizliğe yardım etmek için kaldığında, aklın da arkadaşlarının gittiği o yeni barda kalmadı mı? Kimbilir ne sohbetler, geyikler dönmüştür. Hay Allah, o keyifli deneyimi kaçırdın! Ya da dışarı çıkmayı seçtin, ama annene de destek olamamış oldun. Aklın onda kaldı, çünkü işini hafifletmek istiyordun aslında.

Hayatımızın her anı, bunun gibi seçimlerden oluşuyor. İşe gitmek, tatile gitmemek. Arkadaşlarınla dışarı çıkmak, annene yardım edememek. Salata yemek, leziz bir burgere hayır demek. Spor yapmamak, onun yerine kanepeye uzanıp film izlemek. Yurtdışına taşınmak, Türkiye’de sevdiklerinden uzak kalmak.

İrili ufaklı, yüzbinlerce seçim. Ve seçmediğimiz herşey, bizim aslında o anki ikincil önceliklerimiz oluyor. Dolayısıyla, şöyle bir oturup dürüstçe düşününce, birşeyi yapamadığımız için hayıflanmak çok da mantıklı değil.

Öncelikler meselesiyle ilgili farkındalığım son yıllarda okuduğum onlarca kişisel gelişim yazı ve kitabıyla arttı, fakat şu anki yöneticim ile yükseldi.

‘Benim için bunlar olmazsa olmaz, dolayısıyla bugün yalnızca bunlara vakit ayırabilirim. Diğer konularla ilgili X zamandan sonra konuşabiliriz.’

Çok sıklıkla duyduğum bir cümle son zamanlarda. Zamanını en iyi bu şekilde yönetiyor.

 

Seçimlerini, sonuçlarının etkisine göre organize ediyor.

Özellike son aylarda kendimi sıklıkla yapamadığım birşey hakkında yakınırken buluyorum. Bu, çok ufak (manikür yapmak) şeylerden, hayallerimi süsleyen ülkelere gidememeye, rüyalarımın işini bulamamaya kadar gidiyor. Çok çalışıyor, çok yoruluyor, eski bayıldığım Özge hayatını yaşayamıyorum ve sanırım bu da ruh halimle beraber seçimlerim ve bahanelerime yansıyor!

Dolayısıyla bu yazı, en çok da kendime bir eleştiri, bir ‘hadi Özge, silkin artık ve bildiğin şeyleri anlamakta, benimsemekte direnme’ mesajı. Dışarıdan pek öyle görünmediğimi, tuttuğumu koparmakla, herşeye yetişmekle özdeşleştirildiğimi biliyorum. Ama insan en çok kendine acımasız oluyor.

Seyahatler, keşifler, fotoğraflar, yazılar, kişisel zaman, eğitim, dişilik gibi aslında çok daha el üstünde olması gerektiğine inandığım konular önceliklerim sırasında yerlerde geziyor. Hatta bazen (çoğu zaman) sıra onlara hiç gelemiyor!

 

Acaba ‘herşeye yetişen mükemmel kadın‘ın peşinde koşarken kendimizi bunaltıyor olabilir miyiz?

Muhtemelen.

Bazen çok fazla şeyi aynı anda istediğimizi ve işlerin burada çatlamaya başladığını düşünüyorum. Hayallerindeki hayatı yaşamanı sağlayacak bir iş, filmlerdeki gibi tutkulu bir aşk, dünyada görmek istediğin yüzlerce ülkeye gitmek, bakımlı olmak, güzel giyinmek, fit olmak, sağlıklı olmak, sosyal olmak, arkadaşlarınla keyifli planlar yapmak, ailenle kaliteli vakit geçirebilmek, temiz ve düzenli bir eve sahip olmak, hobilerine vakit ayırmak, kitap okumak, film ve belgeselleri izlemek, instagramdan geri kalmamak, blog yazmak…  Ve daha birçok -mek, -mak’la dolu kocaman listeler.

Liste uzayınca, önce gerçekliği sarsılmaya başlıyor, sonra da hayaller oflamalara, isyanlara dönüşüyor.

Şu bir gerçek ki, herşeyi her zaman yapamıyor, herşeye aynı anda sahip olamıyoruz. Planlar ve isteklerde dozu fazla kaçırdığımızda da devreleri yakabiliyoruz. Öte yandan, benim gibi sabırsız ve yapmak istediği şeyler listesi fazlasıyla dolu biriyseniz, seçim yapmak ve birşeyi diğerine tercih etmeyi hiç sevmeyebilirsiniz.

Benim bu öncelikler konusunda kendime bir çeki düzen vermem gerektiği ve biraz daha ayaklarımı yere bastırmam gerektiği kesin. Zira birşeyleri yapamadım diye mızmızlanan Özge’yle iyi anlaşamıyorum.

Sizde durumlar nasıl? Önceliklerinizi nasıl belirliyorsunuz? Kendinizi bahaneler üretirken buluyor musunuz, bulunca ne yapıyorsunuz?

Bahanesizce, hayallere ulaşarak kalın!

You Might Also Like