KİŞİSEL

Bir Günde Websayfası Silinir Mi?

02/03/2016

Sevgili Beyaz Kağıt Elif Özgecan Hız - blogger

10 gun önce sorsaydınız, bir websitesi nasıl bir anda kaybolur, hiçbir fikrim yoktu. Fakat şu anda çok acı bir tecrübeyle bütün bu sürece hakimim ve bir daha başıma gelmemesi için ne yapmam gerektiği konusunda çok daha tedbirli olacağım kesin. Paranoya yapıp günde birkaç defa ‘acaba yerinde duruyor mu?’ diye açıp kontrol bile yapabilirim, o derece. Mümkün olsa bir güvenlik tutup korumaya aldıracağım hatta (böyle bir sistem varsa lütfen yazın, öğreneyim).

Hikaye şöyle: 20 Şubat Cumartesi, Ankara’dayım, kahvemi almışım, yeni bir yazı yazmak için keyfim çok yerinde. Fotoğraflarım ve içeriğim de kafamda hazır. Hatta bir değil, iki yazı var aklımda. ‘Arka arkaya yazıp hazırlayacağım yayın için’, diye düşünüyorum. Siteyi açıyorum, ne göreyim, anlamsız bir boşluk ve ‘bulunamadı’ mesajı. Sunucuda bakım vardır deyip birkaç saat sonra tekrar deniyorum, yine yok. O gün 10 kere farklı cihazlarda deniyorum, ertesi gün ve sonraki günlerde de, ama site yok! Sonra öğreniyorum ki, ‘yok artık daha neler’, diyeceğim türde bir olay oluyor ve sunucudaki veriler siliniyor ve telafisi yok. Başıma gelen şeye inanamazken ve teknik olarak hiçbirşey anlamazken, tanıdığım tanımadığım, dijital mecralarla alakası olan herkese fikir soruyorum ve bir haftalık ağlama ve yana yakıla araştırma süreci sonunda, sitemin geri gelmeyeceğini kabul ediyorum.

Ne kadar kötü bir his olduğunu size anlatamam bile. 4 yıldır tüm anılarımın, yüzlerce saatlik emeğimin kaybolmasının tarifi yok gerçekten. Blog yazmak sadece içerik üretmek, bir yazı yazmakla bitmiyor, arka planda öyle çok detayı ve uğraştıran parçaları var ki. Ve bunları anlamak, istediğim gibi yoluna sokmak için özellikle son bir yıldır anormal bir çaba sarf ediyordum. Üstelik blogum bir anlamda da işim ve referansım olmaya başlamıştı. Hatırlasanıza, lisede, üniversitede hazırladığınız bir projeyi kaydetmeyi unuttuğunuz ve elektrikler gittiği için silindiğinde yaşadığınız hissi. İnsanın kafasını duvarlara vurası gelir hani. İşte bu onun bin misli! Anılarınızı, kelimelerinizi, fotoğraflarınızı, işinizi ve birkaç yıllık emeğinizi kaybediyorsunuz; buhar olup uçuyor! Her yazımın bağlı olduğu linki, o linkin arama motorlarındaki sıralaması, index’leri, analitik verilerim, herşeyim yok oldu.

Yeniden yazmamalı mıyım diye çok düşündüm işin doğrusu, çünkü üzerime kocaman bir hayal kırıklığı balonu çöktü ve nasıl kaldırıp atacağımı bilemedim. Sonra blog yazmaktan vazgeçemeyeceğimi fark edip, nasıl toparlarım diye uğraşmaya başladım. Sevgili Beyaz Kağıt, ilk 3 yılında Blogspot platformundaydı ve o adresimi açtığımda yazılarımın durduğunu fark ettim – bu ilk mutluluğum oldu (iyi ki varsın Blogspot)! Yeni bir barındırma hizmeti satın aldıktan ve siteyi yeniden kurduktan sonra o yazıları taşıyarak başladım işe. Sonra bir arkadaşımın (nasıl teşekkür etsem az!) önerisiyle Google’ın cache’lere attığı ve kaybolan yazılarımın linklerine tek tek ulaşıp bir gece gözlerimiz yanana kadar Barış’la kurtarma çalışmasına girdik. Bazı yazılarım eksik, ama birçoğunu bu şekilde Word dosyaları olarak kaydedebildik. Bugün, siteyi en hızlı ve mümkün olduğunca eskisine benzer şekilde toparlamış ve eski yazılarımla yeniden açabiliyorum ve mucize gibi geliyor! Bundan sonra vakit yaratabildikçe eski yazılarımı, ilk yayınlandıkları tarihleriyle yeniden yükleyeceğim. Belki hemen olmaz, ama Sevgili Beyaz Kağıt’ın eski formuna kavuşması için elimden geleni yapacağım!

Bu süredeki güzel mesajlarınız ve desteğiniz için ne kadar teşekkür etsem az!

Yeniden MERHABA! 🙂

You Might Also Like