KİŞİSEL GELİŞİM

Blogger Olmak: 101

20/11/2015

blogger olmak - blogger - blog yazmak - blog - blog 101

Blog yazmak, 2008 yılından bu yana hızla önem kazanan, önce kişisel bloglarla başlayıp daha sonra şirketlerde de farkındalık oluşan bir alan. Türkçe içeriklerin okuma oranları, İngilizce olanlara göre kıyaslanamayacak düzeylerde olsa da (okuma alışkanlığı çok düşük olan bir ülke olduğumuz gerçeğini hatırlayalım :)), içerik yaratmak gerçekten çok değerli ve getirileri de yadsınamaz. Markanızı (kişisel de olabilir, kurumsal da) tanıtmak, duyurmak veya vermek istediğiniz mesajları iletmek için mutlaka önemsenmesi gereken bir mecra. Kişisel bloglarda, iyi ve güçlü olduğunuzu düşündüğünüz yanlarınızı öne çıkarabilir, sevdiğiniz şeyleri, deneyimlerinizi, ilham veren hikayeleri, faydalı bilgileri, fotoğraflarınızı, çalışmalarınızı vb. paylaşarak online bir topluluk yaratabilir, fikir alışverişi yapabilir ve hatta ünlü bile olabilirsiniz (Zeki Müren de sizi görebilir gibi oldu :D). Kurumsal bloglar ise, önemi vurgulamakla bitmez, ama çok kısaca, iş yaptığınız alanda uzmanlığınızı öne çıkarmak, SEO ile arama motorlarında yükselerek trafiğinizi ve buna paralel satışınızı artırmak için müthiş bir fırsat.

Blog yazmak, herşeyden önce uzun vadeli düşünülmesi gereken, çok sabır ve emek isteyen birşey. Bununla birlikte, nasıl yapılacağına, doğru ve yanlışlarına dair araştırıp bilgi edinmekte ve uygulamakta fayda var. Neredeyse 2009’dan beri(önceleri farklı bir isimle) blog yazan, son 2 yıldır da içerik konusunda uzmanlaşarak şirket blogları da yöneten biri olarak, konuyla ne kadar haşır neşir olduğum ortada. Dolayısıyla çok araştırıp, eğrisi doğrusuna dair fikir edinmeye ve kendi yönettiğim bloglarda da bunları uygulamaya çalışıyorum. Konuyla ilgili merak edilen çok şey oluyor ve blog yazmaya dair bir rehber olsa ne güzel olur diye düşünerek kendi notlarımı derledim.

Blog yazmaya dair temel bir rehber

Blogger, WordPress, Tumblr ve Squarespace gibi blog platformlarını öğrenin

Bu platformlar, blogunuzu yazmaya başlayabileceğiniz, kendinize taze ve sıfırdan bir sayfa oluşturabileceğiniz kanallar. Kullanımlarını, temalarını, avantaj ve dezavantajlarını ve varsa ücretlerini araştırın. Bütçenize uyan ve gerçekten çok rahat kullanabileceğiniz bir platform olması çok önemli. Eğer kodlamayla aranız iyi değilse, çok zorlayıcı temalardan kaçının, çünkü yapmak istediğiniz şey(yazmak) dışında ne kadar efor çıkarsa, o kadar canınız sıkılmaya ve soğumaya başlayabilirsiniz. İleride satış da yapmak istiyorsanız mutlaka bunu göz önünde bulundurarak, e-ticarete uygun modülü olan bir sayfa seçmelisiniz. Eklentileri çok çeşitli ve kolay bir platform olmasını öneririm. Ben kendi bloguma Google’ın platformu olan ve diğer alternatifler arasından en kolayı olan Blogger’da başlayıp ancak bu sene WordPress’e geçtim. Geçişim çok zor oldu (sağol Barış! :)) ama çok daha memnunum. Taşıma yapmak yerine direk en doğru bulduğunuz platformda başlamak işinizi kolaylaştıracaktır.

Mail üyeliği önemli, sitenizi açtığınız gün hazır olmalı.

Yazılarınızı, insanlara ulaşsın, okunsun ve bu okuma düzenli olsun istediğiniz için hazırlıyorsunuz. Peki sizi takip etmeleri için okuyucularınıza bir fırsat veriyor musunuz? Email adreslerini bırakarak sizden yeni yazılarda haberdar olacakları bir yer var mı? Kendinizi onların yerine koyun. Bir sitede bir yazıya denk geldiniz, sayfa hoşunuza gitti mesela. Ama takip edemediğinizde aklınızda kalmayabilir. Browser’ınıza spesifik olarak o websayfasını hatırlayıp girmediğiniz sürece düzenli okuyamayacaksınız, çünkü bu kadar çok bilgiyle çevrildiğimiz bir dönemde websayfalarını ezberlemeniz söz konusu bile değil. Dolayısıyla, mutlaka sizi takip edebilecekleri bir yer (hatta tercihen birden fazla) olduğuna ve bunu kolaylıkla bulabileceklerine emin olun. İtiraf #1: Benim çok geç farkettiğim ve düzelttiğim bir konu bu. Yıllardır hiç siteme bu gözle bakmamıştım. Şimdi Mailchimp eklentisi ve postlardan sonra yerleştirdiğim Magic Action Box var (benim baya hoşuma gitti).

Mail entegrasyonu için hangi programı kullanacaksınız?

Email üyeliğini yerleştirdik, şimdi sırada kullanacağınız mailing platformu var. Yeni yazılarınızı takipçilerinize nasıl ulaştıracaksınız? WordPress’in kendi mail altyapısı var, ancak ben bunu kullanmıyorum. Mailchimp, mailing konusunda gerçekten inanılmaz bir hizmet ve ücretsiz. Entegrasyon konusunda çok detaylı rehberleri var, ben bir yazılımcıya ihtiyaç duymadan (zorlandığımı kabul ediyorum) hallettim ve şu anda üyelikler ve yeni mail gönderimleri Sevgili Beyaz Kağıt’ın Mailchimp hesabına bağlı.

Hesap demişken: Email, Sosyal Medya, Google Analytics ve diğer Google Araçları

Blogunuzu açarken, blog ismine uygun bir Gmail hesabı açmanızı öneririm, çok büyük kolaylık. Sitenizin trafiği ve okuyucularınızı takip edebilmek için bir analitik hesabından faydalanmanız şart ve bildiğim kadarıyla bu konuda en iyisi Google (şaşırmadınız tabii). Gmail hesabınızla, Google Analytics, Adsense, Console, Webmasters gibi tüm önemli araçlara hızlıca giriş yapabilir ve sitenizi aktive edebilirsiniz. Her ne kadar bir an önce yazılara ve cici bici paylaşımlara geçmek isteseniz de, bunları önden halletmeniz kesinlikle avantajınıza olacak, üşenmeyin. Sosyal medya hesapları konusunda ise, blogunuz kişisel bir blogsa, hangi isimle kullanmak istediğinize karar verin. Instagram hesabınız blogunuzun adı mı olacak, kendi isminiz mi mesela? İtiraf #2: Ben Instagram’ı çok uzundur kullanıyorum ama niyeyse önceleri blogumdan bahsetmemem gerektiğine, fazla reklam gibi olacağına dair tuhaf bir inancım vardı  Hatta son 8-9 aya kadar hashtag bile kullanmıyordum, ‘biraz da özel kalsın’ gibi tuhaf bir düşünceye sahiptim (Şu an çok gülüyor olabilirsiniz bana, ben de kendime gülüyorum). Facebook’ta bir sayfa açmak konusunda çok direndikten sonra, Facebook’u çok aktif kullanan ve yeni yazılarımı oradan takip etmek isteyen kişilere kulak vererek açtım. Şimdi ise tüm sosyal ağlar arasından en çok trafiğin Facebook’tan geldiğini söyleyebilirim. Dolayısıyla yazılarınızla ilgili paylaşımlarınızı Instagram, Facebook, Twitter, Google Analytics (bu SEO açısından da önemli), ve hatta eğer kullanıyorsanız Reddit’de de yapmanızı öneririm.

Hangi konuda yazacağınızı belirleyin

Bir blogun belirli bir konuya yoğunlaşması ve o konuda uzman görüşü niteliğinde içerik üretmesi en ideali ve bunu blog yazan kime sorsanız size söyleyecektir. Teknoloji hakkında mı yazacaksınız mesela, yemek mi, seyahat mi, sinema mı? Benim ne kadar hoşuma gitmese de, bir blogun bir konuda ilerlemesi ve okuyucu kitlesinin net olması çok önemli (trafik anlamında). Bir siteye girerken yemek tarifleri bulmak için girenlerle kariyer yazıları için girenler bambaşka okuyucu kitleleri olabiliyor ve sizin sayfanıza geldiklerinde ne bulacaklarını bilmeliler (idealde). Bu durum, Sevgili Beyaz Kağıt gibi lifestyle blog türlerinde geçerli değil ne yazık ki. Ben blogumu açarken, genç bir profesyonelin hayatında olabilecek herşeyi içerecek yazıların olmasını planlamıştım, çünkü ben de bunları okumaktan çok keyif alıyorum. Benim hayatım veya çoğunlukla başkalarının hayatı da sadece modadan, sadece yemekten veya sadece işten ibaret değil ve ben kendi blogumu tam da bu temele oturtmak istemiştim. Ben sadece moda yazıları görmek istemiyorum, sadece iş de istemiyorum. Yurtdışında lifestyle blog’lar Türkiye’ye göre çok daha önemsenen ve takip edilen bir tür olsa da, bizde henüz o evreye ulaşmış değiliz. Dolayısıyla çok trafik çeken bir blogunuz olsun istiyorsanız, belirli bir alana yoğunlaşmanız önerilir.

Sık, düzenli, orijinal içerik üretin

En başta dediğim gibi, blog yazmak uzun vadeli düşünülmesi gereken birşey ve gerçekten emek istiyor. Ayda 1 kez yazacaksanız veya düzensiz yazacaksanız okuyucularınızın sizi unutması çok olası. Haftada 3 veya daha fazla yazı bir blog için ideal, ancak biliyorum, çalışan insanlar için bu kadar sık yazmak çok mümkün olmayabilir. Öte yandan, en azından haftada 2-3 yazı yazmanız, okuyucularınıza takip etmeleri için bir sebep verir. Blogunuza girdiklerinde yeni bir yazıyla karşılaşacaklarını bilirler. Aynı zamanda, trafik anlamında başarılı bir blog olsun istiyorsanız düzenli yazıyor olmanız şart. Başka bloglarda veya websayfalarında okuduğunuz yazıların kopyalarını veya İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmiş içerikler koymayın, orijinal olmayan içeriği kimse okumak istemez ve kendini çok belli eder. Yazdığınız yazıyı herşeyden önce siz okumak ister misiniz, bunu düşünün.

Fotoğraflarınızı isimle kaydedin ve etiketlemeyi unutmayın

Bolca güzel fotoğraf çekin demiyorum bile, çünkü bu zaten şart. Mümkünse fotoğraf becerilerinizi geliştirmek için araştırın, bolca uğraşın zaten. Çektikten sonra bilgisayarınıza kaydederken fotoğrafları DSC1678 gibi kaydetmek yerine, ‘Elmalı Turta Tarifi 1‘ bir isim vererek kaydetmeniz o fotoğrafın arama motorlarında görünecek ismini etkileyeceği için oldukça önemli. Blogunuza yüklerken de alt text’te fotoğrafla ilgili anahtar kelimeleri girmeniz, fotoğrafınızın neyle ilgili olduğunu arama motorlarına bildirmenizi sağlar ve sayfa yüklenirken fotoğrafın olduğu kısımda görünecek olan yazı yerine geçer.

Blog yazmayla ilgili yazılabilecek çok daha fazla nokta olduğu kesin, ancak bu 7 madde bence temelini oluşturan ve mutlaka dikkat edilmesi gerekenler. Sizin düşünceleriniz neler, eklenmesi gerektiğini düşündükleriniz varsa yorum olarak yazarsanız çok sevinirim!

Bu arada sosyal ağlardan bahsetmişken, renkli fotoğraflarımı Instagram‘dan, yeni yazılarımı Facebook‘tan ve dikkatimi çekenleri, diğer tüm mecralardaki yeni yazılarımı da Twitter‘dan takip edebilirsiniz!

Not: Yukarıdaki görsel pexels.com‘dan alınmıştır. 

You Might Also Like