CUNDA

Cunda Muhtarı Olmaya Adayım

28/04/2016

dscf0710 Bu yazıya başlayıp başlamamayı çok düşündüm, çünkü günlerdir bilgisayardan gözlerimi ayırmadığım bir işle meşgulüm ve önümüzdeki günlerde de böyle olacak. Bu yüzden işten kafamı kaldırdığım anlarda ekrana bakmak dışında birşey yapmayı tercih ediyorum, ama bir yandan da yazmak istediklerim birikti ve dayanamayacağıma karar verdim. Bir kahve ve güzel müzikle son bir gayret edip yine bilgisayarın başına geçtim ve fark ettim ki, birkaç gün arayla bile burayı özlemişim!

Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz KağıtCunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz KağıtCunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz KağıtCunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt

Daha önceki haftalarda yaptığımız Ortaköy-Arnavutköy gezisini hala yazamadım, ama araya Cunda ve İzmir turlarını yerleştirmek istiyorum müsaadenizle 🙂 Cunda’ya bilmem kaçıncı gidişim olması (Barış’ın ailesi orada) ve her yerini karış karış gezmem sebebiyle artık Cunda muhtarı olma yolunda hızla ilerlediğimi fark ettim! Her gittiğimde yeni bir-iki yer öğreniyorum ama sevdiğim yerlere ikinci defa gitmeye henüz fırsat olmadı. Mesela geçen sene 19 Mayıs’ta gittiğimiz Son Vapur vardı şu yazımda bahsettiğim. Mükemmel bir akşam geçirmiştik ve hala her önünden geçtiğimizde o güzel akşamı hatırlıyoruz, ancak daha henüz tekrar edemedik. Sizin de yolunuz düşerse kesinlikle öneririm bu arada; önce dekoruna, sonra mis gibi yemeklerine vurulacaksınız (umarım hala aynıdır).

Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz KağıtCunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz KağıtCunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz KağıtBu sefer İzmir’e gitmeden yol üzerinde (tam üzeri değil ama isterseniz oluyor) Cunda’ya gittik ve bir tam günü geçirdik. Sabah Çataltepe’de deniz kenarında başlayan gün, bolca fotoğraf ve video çekerek (videoyu daha çok deneyerek diyelim), dalından toplayıp çılgınlar gibi dut yiyerek, sonra Ayvalık çarşıda tur atarak devam etti. Öğlen yemeği için, benim daha önce gitmediğim ama Ayvalık yerlisi tarafından pek sevilen Paşa diye bir esnaf lokantasına gittik ve yemeklere ba-yıl-dım. Paça ve işkembe çorbası özellikle meşhurmuş, ancak içerideki tezgahtan da günlük çıkan sıcak yemekler ve zeytinyağlılar arasından seçebilirsiniz. Zeytinyağlı ve karışık tabak fanı olarak benim ne aldığımı söylememe gerek var mı bilmiyorum ama fotoğraf herşeyi anlatacaktır 🙂 Gidecekseniz, öğlen yemeğini çok geciktirmemenizi öneririm, zira yemekler hızla tükeniyor. Biz gittiğimizde, ilk kez o gün öğrendiğim Arapsaçı otundan yapılan etli bir yemek vardı ve tepsinin dibi kalmıştı. Tadına bakmam için son kalan parçayı koydular ve anasonlu gibi bir tadı olan bu ota da böylece aşık olmuş oldum, denemediyseniz öneririm. Ya seversiniz, ya nefret edersiniz, öyle bir tadı var.

Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt

Yemekten tok kalkmış olmak, damla sakızlı kurabiyesiyle ünlenmiş İmren Pastanesi ve Güler Pastanesi’nin vitrinlerine gözümüzün takılmadığı anlamına gelmiyor tabii. Ne zamandır duyduğum ama tadamadığım lor tatlısı ve gerçekten doğal dondurmasıyla İmren Pastanesi’nde zevk ve keyif basamaklarında birkaç adım daha atıyorum ve sonrasında Güler’den aldığımız ve sonradan ne kadar muhteşem olduğunu keşfedeceğimiz acıbadem kurabiyesi (yediğim en en güzel acıbadem – içinde sadece badem ezmesi değil, badem kırıntıları ve emin olmamakla birlikte damla sakızı da olduğunu düşünüyorum) alıp çarşıdan ayrılıyoruz.

Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt

Ayvalık’ın kalabalığından çıkıp Cunda’ya da gidelim diyoruz ve haftaiçi gün ortasında gitmenin güzelliğini o gün ilk kez yaşıyorum. Sokaklar daha tenha, dışarıdaki herkes keyif yapmaya çıkmış. Bizim gibi haftasonuna 1 gün ekleyenler, emekliler daha ağırlıkta. Yine video çekimleri yaparak yürüyoruz, sevdiğimiz yerlerden geçiyoruz ve Taş Kahve’de uzun uzun oturup günü kapatıyoruz. Ertesi sabah çok erkenden Çeşme’ye doğru yoldayız!

Bu arada Cunda’dan minik bir film yaptık, izlemek için tıklayın!


Cunda Haftasonu Kaçamağı - Sevgili Beyaz Kağıt


Cunda’yla ilgili diğer yazılara göz atmak isterseniz:

Baharın Gelişi ve Tik Mustafa

Cunda’ya Gelmek İçin Sebep Çok, Peki Gelince Neler Yapmalı?

Tatile 1 – 2!

You Might Also Like

  •  sahika

    İyi ki yazmışsın bu yazıyı, bana öyle iyi geldi ki. Cunda’ya 1 kere gittik ve çok sevmiştim. Taş kahve de çok güzeldi. Sabahları o temiz havası yok mu.. Ben de balıkesirliyim bu arada:)) videoya da ayrıca bayıldım. Süpersin:)

    • Elif Ozgecan Celik

      Havası ot kokuyor diyoruz biz her seferinde, mis gibi gerçekten. Aa bu ara ne çok Balıkesir’liyle tanışıyorum; ne güzel yerler!
      Çok teşekkür ederim, beğendiğine sevindim!! ^^

  • Renkler, Cunda, siz, her şey harika! Ellerine sağlık, her fotoğrafta bir kez daha içim açıldı!

    • Elif Ozgecan Celik

      Çok teşekkürler Meriç, Cunda’yı fotoğraflamaktan hiç sıkılmıyoruz biz de ^^

  • Ah yaa, çok geç gelen bir teşekkür notu olacak bu! Sayende pırıl pırıl dutlar, güller, şıkır şıkır Cunda denizi, çok özlediğim Taşkahve Bademcisi, pazar meydanı, her şeyi gördüm, içim açıldı. Ben de en çok Mayıs ve Ekim’de severim oraları, bomboş, huzurlu ve sakin, tam kendisi gibi. Umarım sen de, ben de bol bol gideriz de, birbirimize ulaştırırız bu güzelliği hep.

    • Elif Ozgecan Celik

      Kesinlikle baharlarda daha güzel ^^ Bayram tatillerinde özellikle kalabalıktan geçilmiyor, hep turistik olana yöneliniyor bir de. Ben böyle daha yerelinden olunca daha çok seviyorum senin gibi 🙂
      Umarııım, hatta bir gidişte de karşılaşırız belki, ne güzel olur!

  • Pingback: Limonlu Ev, Çeşme - Sevgili Beyaz Kağıt - Lifestyle Blog()

  • Pingback: 2016 Biterken... - Sevgili Beyaz Kağıt - Lifestyle Blog()