KİŞİSEL GELİŞİM

Dijital Detoks ve Sadeleşme İçin 4 Öneri

04/01/2019
Dijital Detoks ve Sadeleşme İçin 5 Öneri
Görsel unsplash.com’dan alınmıştır.

Dolaplarımızdan tutun da, evimize, dijital hesaplarımıza kadar hayatımızın hemen hemen her alanında günden güne artan bir kalabalık ve fazlalık var ve biliyorum ki bundan muzdarip tek kişi ben değilim. 🙂 Yaşadığımız dünya her geçen gün daha kompleks, daha hızlı ve kalabalık hale geliyor. Hem de her anlamda. Ve bunca kalabalığın içerisinde sadelik, üretkenlik ve hafifleme ihtiyacı hissediyoruz; çünkü yoruluyoruz. 2017 ve 2018 Temmuz ayları arasında, sadece Youtube’da ‘dinlendirici’ içeriklerin aranma oranı %70 artmış, inanabiliyor musunuz?

Görsel, Onurcan Eki’nin, Netvent blogundaki yazısından alınmıştır.

Bunu teyit edercesine, minimalizm, sade yaşam, tüketimi azaltmak geçen senenin trend konularındandı ve hepimizin en az bir defa dile getirdiğine inanıyorum. Mesela: ‘Gardrop detoksu’, ‘zihninizi sakinleştirin’, gibi ifadeleri  bir yerlerde duydunuz mu?

Geçtiğimiz yıllarda seri şekilde taşınmış birisi olarak, ev ve eşyalarımda sadeleşme benim için birkaç sene önce başlamıştı. Bu sene ise hayatımda dijital anlamda sadeleşmeye, odağımı ve zamanımı gereksiz tüm kaynak, hesap ve alışkanlıklardan arındırmaya ayırmıştım. Son aylarda birlikte çalıştığım müşterilerimden birisinin iş alanının ‘bilinçli farkındalık’ olması nedeniyle kendisiyle de bu konuda çokca sohbet ettik ve onun dijital platformlara bakış açısı benim de kendi hayatıma etki etti. Takip ettiği hesapların çok odaklı olmasından tutun da, kullandığı uygulama sayısına kadar çok özenle seçimler yapıyor ve gerçekten dijital anlamda hayatında hiçbirşeyi kalabalık etmek istemiyor. Benim de önemsediğim birşey olmasından dolayı kendisiyle çok iyi anlaştığımız konuların başında geldi! 🙂

Bu değişimlerin hepsi bir günde gerçekleşmiyor, ama düzenli olarak alışkanlıklarınızı değiştirmeye gayret ederseniz, yeni yılda hayatınızda temiz ve bir sayfa açabilir, kafanızı rahatlatmak ve sadeleşmek için büyük adımlar atabilirsiniz. Hazırsanız, size kendi uyguladığım ve kesinlikle çok işe yarayan 4 öneriyi anlatayım:

Yeni Yılda Dijital Detoks ve Sadeleşme İçin 4 Öneri

1. Ekran Kullanım Süresi (Screen Time) Takibi

Ekran Kullanım Süresi (Screen Time) Takibi

Apple cihazların son güncellemelerinden birinde gelen bu ekran kullanım süresi bilgisi, aslında ciddi anlamda bilinçlenmemizi sağlayan, çok değerli bir bilgi. Kısaca, ‘kişilerin kullandıkları her uygulamada geçirdikleri toplam zamanı, kategorilerine göre uygulamaları kullanım sıklıklarını, kaç adet bildirim aldıklarını ve iOS aygıtlarını ne kadar sıklıkla ellerine aldıklarını gösteren, detaylı günlük ve haftalık Etkinlik Raporları oluşturuyor’ (Kaynak: Apple). Apple cihaz kullanmayanlarda da yine benzer bir takip sistemi olduğunu tahmin ediyorum (zira Samsung’lar genelde Apple’ın yaptıklarını birkaç sene önceden yapmış oluyor! :)). Eğer kullandığınız cihaz bunu takip etmiyorsa bile kendinizi ölçümleyebilirsiniz.

Instagram’da kaç saat geçirdiğinizi bilmek bir anda gözlerinizi yuvalarından fışkırtabilir, aman dikkat! Benim ilk gördüğüm günlük ortalama ekran kullanma sürelerim epey bir şaşkınlık yaratmıştı, doğruya doğru. Ama bilinçli olarak takip edince aslında ne saçma bir vakit geçirdiğimi görüp kendimi daha çok kontrol edebildiğimi fark ettim ve size de şiddetle öneririm. Sosyal medya ve genel olarak ekran kullanımınızı takip etmek, geçirdiğiniz süreyi sınırlamanıza ve dolayısıyla dijitalden uzak daha kaliteli vakit geçirmenize yardımcı olacak. Daha çok anda kalmaya özen gösterirken, daha az zihninizi başka hayatlarla meşgul etmenizi sağlayacağına eminim. Bir deneyin ve sizde de işe yarıyor mu, bana da yazın.

2. Takip Ettiğiniz Hesaplarda Sadeleşme

Bu o kadar kritik ve fark yaratan birşey ki, ne kadar altını çizsem az. Email adreslerimiz, sosyal medya hesaplarımız, sosyal medyada takip ettiğimiz hesaplar, üyesi olduğumuz gruplar, dergi/yayın abonelikleri, Whatsapp grupları, liste uzar gider. Zaman içerisinde email kutumuz da, sosyal medya hesaplarımız da çöplüğe dönüyor, bu konuda kibar olmaya gerek yok.

Markalardan gelen emaillardan tutun da, taa liseden kalma bir araştırma için kaydolduğunuz bir araştırma grubundan gelen mesajlara, reklamlara kadar herşey yağmur gibi yağıyor email kutularımıza. Ben fazla mesajlar konusunda bir nebze takıntılı olduğum için özellikle email kutumu sürekli temiz ve sıfırda tutmaya çalışırım, ama örneğin Barış’ınkinde binlerce okunmamış mail duruyor ve o kırmızı bildirimin görüntüsü bile beni rahatsız ediyor! 🙂 Hatta yurtdışında ‘inbox zero’ diye bir kavram bile var, eposta kutusunda sıfır emaila ulaşma hedefi koyuyor insanlar kendilerine! Özellikle kişisel hesaplarımızda tüm email’ların önemli olmadığına, %80-90’ının bakmaya değer olmadığına ve silinmeyi beklediğine eminim. Peki artık ilgilenmediğiniz, sırf reklam içerikli maillar aldığınız adreslerin aboneliklerinden çıkmaya ne dersiniz? Uğraştırıcı ve can sıkıcı olduğunu biliyorum ama şu şekilde başlayabilirsiniz:

  1. Adım: Mailınızdaki tüm okunmuş/okunmamış ama tutmanıza gerek olmayan emailları vakit ayırın ve silin.
  2. Adım: Daha temiz bir eposta kutusuna ulaştıktan sonra, her yeni aldığınız ve artık abonesi olmak istemediğiniz email’lardan bir bir çıkın. Benim yaptığım ve hala da ara ara devam ettiğim müthiş işe yarayan bir taktik – şiddetle öneririm.

Email tamam; şimdi sıra sosyal medyada. Facebook’ta, Instagram’da ya da Youtube’da yıllar içinde bir dünya kişiyi ekliyoruz, takip ediyoruz ve bunların sayısı hiç temizlenmediğinde bir de bakmışız 1000’leri, hatta 10000’leri bulmuş! Düşünsenize Instagram’da 1000’lerce kişiyi takip ettiğinizde önünüze ne kadar çok içerik düşüyor! Şimdi dürüstçe kendinize sorun – bu içeriklere bakmak için ne kadar vaktiniz gidiyor? Peki hepsinden keyif alıyor musunuz veya size birşey katıyor mu? Sadece vakit mi öldürüyorsunuz yoksa bir değer sağlıyor mu? Paylaşılan içerik sizin için hala geçerli ve anlamlı mı? Eğer değilse, vaktinizi de doldurmasın. Bu da kısa vadede vakit alan bir egzersiz, biliyorum. Fakat takip ettiğiniz hesapları gözden geçirdikten sonra gerçekten hala haberdar olmak istediklerinizi bırakmak hem inanılmaz bir hafifleme hissi yaratacak, hem de uzun vadede inanılmaz zaman kazandıracak.

3. Bildirimleri Sessize Alın

Görsel unsplash.com’dan alınmıştır.

Kullandığımız her uygulama ve hatta internet tarayıcıylarımız bize bildirim alıp almak istemediğimizi soruyor. Bazense, bu bildirimler otomatik olarak açık geliyor ve en ufak ve önemsiz şeyi bile ekranımızda uyarıcı olarak görüyoruz. Zaman kaybı, kafa karışıklığı, dikkat dağınıklığı yaratması dezavantajlarından sadece birkaçı. Eğri oturup doğru konuşalım: Ailenizle veya arkadaşlarınızla bir yemekteyken telefonunuzda yanan ışık size Instagram’da ‘ABC adlı kullanıcı sizi takip etti’ bildirimini verdiğinde hanginizin dikkatini dağıtmadı?

Bu bildirimlerle benim aram hiçbir zaman barışık olmadığı için, gerçekten önemsediğim şeyler dışında tüm bildirimleri uygulamayı yüklediğim anda kapatmayı alışkanlık edindim. Yalnızca önemsediğiniz ve geciktirmeden yanıtlamayı istediğiniz mesajlar varsa bunların bildirimini açık tutmak size müthiş bir zaman kazandıracaktır. Beğeni, yorum, etiketleme gibi (bence) daha önemsiz ve aciliyeti olmayan bildirimleri kapatmak ve uygulamayı kullandığınızda haberdar olmayı tercih edebilirsiniz. Çok daha fazla anda kalmanızı sağlayacağına ve dikkatinizin dağılmasını engelleyeceğine eminim. Bu arada iş saatlerinde gelen bildirimler de insanın gerçekten dikkatini dağıtabiliyor – sırf bu bile bildirimleri kapatmak için bir neden olabilir!

4. Şifrelerinizi ve Notlarınızı Organize Edin

Bu da yine benim çok sevdiğim ve çok işime yarayan, hatta çevremde de birkaç kişiye örnek olmuş bir uygulama. Hayatımızdan tamamen silemeyeceğimiz şeylerin başında email adreslerimiz, dijital hesaplar, sitelere üyelikler, banka hesapları gibi şeyler geliyor. Bizim için hayati önem taşımayanları silebilir veya kapatabiliriz, ama tamamen dijitalden kopmayacaksak, mutlaka çeşit çeşit kullanıcı adı ve şifrelerimiz olacak.

Artık en basit websayfası için bile kullanıcı adı oluşturarak girdiğimiz bir dünyada yaşıyoruz ve bunların hepsini aklımızda tutmak – eğer süper bir hafızamız yoksa – mümkün değil. Ben epey bir süre aklımda tutarak yaşayıp, sonra unuttuğum her şifrede bunun sancısını çektiğim için dersimi almış durumdayım. Kaldı ki, şu anda aklımda tutamayacağım kadar çok kullanıcı adı ve şifreye sahibim ve bunlar için hafızamı meşgul etmek de istemiyorum. Peki ne yapmalı? Bulut tabanlı bir not uygulaması kullanarak (telefonunuzun notlar uygulaması da olabilir, Google Docs veya Sheets de, Evernote gibi daha düzenli yönetebileceğiniz bir uygulama da) şifrelerinizi, kategorilere ayırarak organize etmenizi öneririm.

Banka hesapları, iş hesapları, kişisel hesaplar, alışveriş siteleri gibi çeşitli alt kategorilere ayırarak kendinize bir tablo hazırlayın ve bilgilerinizi kaydetmeye başlayın. Eğer düzenli aralıklarla şifrenizi değiştirmeniz gereken hesaplarınız varsa (internet bankacılığı gibi) o zaman bir sıraya da, şifreyi en son değiştirdiğiniz tarihi kaydedin. Önemsiz gibi görünse de hayat kurtarıcı bir bilgi olabiliyor. Şifrelerinizi bu şekilde saklamak güvenli gelmiyorsa, o zaman kağıt kalem metoduyla özel bir defterinize de yazabilirsiniz – ancak bunun da güvencesi yok elbette. Ben son yıllarda Evernote’u bu ihtiyaç için kullanıyorum ve gerçekten müthiş memnunum ve hayatımı düzene sokabildim. Her kaybettiğim ve yeniden almam gereken şifre, hayatımdan dakikalar kaybetmeme ve sinir harbine neden oluyordu. Bu şekilde çok net bir şekilde çözdüğümü ve artık çok kolaylıkla kullanabildiğimi söyleyebilirim.

Notlarımı da aynı şekilde, dijital uygulamalar üzerinden dosyalara ayırarak kategorize ediyor ve düzenli bir şekilde güncel tutuyorum. Aksi takdirde herşeyin karman çorman olduğu ve pek çok önemli notumu kaybettiğim bir durum yaşanabiliyor ki bu da beni çok üzüyor. Yukarıda şifreler için verdiğim örneğe benzer şekilde, İŞ, BLOG, FOTOĞRAF, AİLE, SEYAHAT, gibi sizin ihtiyaç duyduğunuz kategoriler için dosyalar açın ve notlarınızı tek tek, tarihleri de kaydederek tutun. Fark yaratacağına söz veriyorum!

Söz sizde! Daha önce dijital detoks yaptınız mı ve yeni yılda denemeyi düşünüyor musunuz? Sizin bu öneriler arasından denedikleriniz veya başka tavsiyeleriniz var mı? Tam anlamadığınız ve merak ettikleriniz varsa da mutlaka yazın, 2019’da dijital anlamda sadeleşip kendimize daha çok vakit yaratalım 🙂

Bu arada bu yazıyla ilgili ne düşündüğünüzü ve benzer konular görmek isteyip istemediğinizi de lütfen yazın. 👇🏻

Diğer kişisel gelişim yazıları için buraya bakabilir, Instagram’dan günlük maceraları takip etmek içinse buraya uğrayabilirsiniz .

You Might Also Like