KİŞİSEL

Diyetisyenle İlk Randevu

15/02/2016

Diyetisyen randevusu - sağlıklı beslenme

Sıfır beden olmaya inanmıyorum. Herkesin aynı vücut ölçülerinde, en minik beden kıyafetleri giydiği ve incelikten kırıldığı vücut yapılarına sahip olması benim için güzel bir hayal ya da ideal de değil. Aksine, moda endüstrisinin ve toplumsal baskının zayıf olmak konusunda bir dayatma yapmasına, balık etli ve kilolu insanları rahatsız ve huzursuz hissettirmesine de oldukça gıcığım. Birkaç kilo fazlan var diye çevrendeki kürdan gibi insanların senin lokmalarına göz dikmesi kadar çirkin birşey yok. Ama öte yandan, herkesin kendini mutlu ve rahat hissettiği, sağlıklı bir  kiloda olmasını da önemli buluyorum, zira bulunduğumuz kiloda kendimizi iyi hissetmediğimizde psikolojimiz bile olumsuz yönde etkilenebiliyor. Tayt giyince sallanan bacaklar, fotoğraflarda yastık gibi çıkan kollar, yemekten sonra düğmesi açılmak zorunda olan kotlar… Anladınız siz.  Önemli olan, kenardan göz kırpan simitimiz değil aslında da, kendimizi rahat ve iyi hissettiğimiz noktayı geçip, görüntümüzle barışık olamadığımız ve enerjimizi düşüren bir kiloda olmaktan duyduğumuz rahatsızlık.

Benim için kilo, kimisine göre takıntı yaptığım (aslında hiç öyle değil, bir anlasanız seversiniz), kimisine göre hiç sorun yapmam gerekmeyen, kimisine göre ise yediklerimin yarısını yesem çözebileceğim birşey. Aslında hiçbiri değil, çünkü hem takıntı değil, hem tamamen barışık olmam gerekecek süperlikte olan birşey değil, hem de yediğimin yarısını yediğimde falan olacak iş değil (zaten pek de fazla miktarlarda yediğim söylenemez). Neredeyse tüm hayatı boyunca kilosundan şikayet eden ve bunu değiştirmek için az veya çok miktarda da gayret eden biri oldum. Bir dönem tam hayal ettiğim noktaya ulaşmışken, sonraki yıl içerisinde, iş temposu, seyahatler, spora gidememe ve değişen beslenme düzenimle birlikte yavaş yavaş ama istikrarlı bir şekilde yeniden memnun olmadığım bir forma ulaştım ve ne yazık ki eskiye dönmek çok da kolay oldu!

Yıllar içinde yaşla artan olgunlukla birlikte, kilo algım, estetik bir kaygıdan daha fazla, sağlıklı ve enerjik hissedeceğim ve beni daha iyi hissettirecek bir forma kavuşmak anlamına gelmeye başladı. Pek çok konuda otokontrolü yüksek biri olmama rağmen ve bu zamana kadar diyetisyene gitmeden kendim çözebileceğime inanmama rağmen (çünkü artık internette her türlü bilgi var, evet) artık gitmem gerektiğine karar verdim. Çünkü her konuda hedeflerime kendi başıma ulaşabiliyor olmam, bunu da başaracağım anlamına gelmiyor (nitekim gelmedi). Her işin bir profesyoneli var, bir bilene danışıp bu işi artık kafamdan komple atayım diye düşünerek, bu hafta diyetisyene başlamaya karar verdim! Uzun lafın kısası buydu, ağzımdaki baklayı çıkardım!

Yarın ilk randevum var ve çok heyecanlıyım! Bir gün sonra diyet başlıyor diye bugün yemeklere falan saldırdığımı da sanmayın, gayet çok düzgün besleniyorum yine  Belki insanlar diyetisyene gideceği için heyecanlıdan ziyade tedirgin veya gergin oluyordur, bilemiyorum. Benimse yeni bir dönem başlıyor diye içim kıpır kıpır. Buraya yazarak hem kayıtlara geçireyim, hem de size de bunu yazdığım için kendimi daha sorumlu hissedeyim istedim.   Aklınıza geldikçe diyete uyuyor muyum diye sorabilirsiniz; ben de ara ara durumla ilgili bilgiler yazarım belki!

Işıl ışıl başlayan Pazartesi’yle haftanın devamı da harika gelir umarım!

Sevgiler!

You Might Also Like