Film İLHAM VERENLER SİNEMA

Film Önerisi: Eddie The Eagle

18/07/2016

Eddie The Eagle Movie - Film önerisi

İçinden geçtiğimiz günleri ve tuhaflıkları anlatmaya yetecek cümlelerim yok. Söyleyeceğim hiç birşey yeterli değil, kaldı ki ne söyleyeceğimi de bilmiyorum çünkü kafam çok karışık ve kötü hissediyorum. Hissettiklerimi söyleyerek onca okuduğumuz ve gördüğümüz şeyin üzerine birinizi yalnızca bir saniyeliğine bile daha kötü hissettireceksem zaten söylemek de istemiyorum. Şu anda ne yaparsam kendime, sevdiklerime ve ülkeme bir fayda sağlarım, elimden ne gelir onu da bilmiyorum. O yüzden ben size bir ihtimal kendinizi daha iyi hissettirecek ve birkaç saat bile olsa kafanızı dağıtacak, güzel hikayesi ve insanları olan bir film tavsiye etmek istiyorum. Gerçeklikten kaçmak deyin, kafa dağıtmak deyin, iyi hikayeler iyi gelir deyin, ne derseniz deyin. Bana benzer şekilde b*k gibi hissediyorsanız ve birazcık bile kalbinizi ısıtacak bir hikayeye ihtiyaç duyuyorsanız belki size de iyi gelir:

‘Dünyadan birkaç saat uzaklaşayım’: Eddie The Eagle

Aylar önce Amerika’da galası yapıldığı günden beri izlemek istiyorum dediğim bir filmdi ve bunca zamanki merakım boşa değilmiş; film gerçekten çok mutlu etti, yüzümde kocaman bir gülümseme ve içimde güzel bir ışık bıraktı. Türkiye’de vizyona girdi mi emin değilim, geldiyse de ben kaçırmış olabilirim, ama burada çok gündeme geldiğini duymadığımı söyleyebilirim en azından. Filmin gerçek bir hikayeyi anlattığını ekleyeyim; böyle olduğunda bende daha da büyük bir etki bırakıyor – ‘vay be, kurgu değil, gerçekten yapmış bunu birisi’ diyorum.

Eddie Edwards, 4 yaşından itibaren tek hayali olimpiyatlara girmek ve ‘hayatının anını’ yaşamak olan, olimpiyat arşivleri ve hikayelerinin olduğu kitapları yanıbaşından ayırmayan ve imkanı olan her atletizm dalını denemeye ve öğrenmeye çalışan, saflığı ve tatlılığıyla kalbinize dokunacak bir çocuk. Her denediği spor dalı ve takımdan geri çevrilmesi, ailesinin (özellikle baba) yaptığı şeyi saçma bulması, desteklememesi ve temsil edeceği ülkesi İngiltere’nin daha önce kayakla atlama takımı olmaması, Eddie için motivasyon kıran faktörler olmak yerine daha çok azmetmesine sebep olan faktörler haline gelir. Bu daldaki sporcuların ortalamada en geç 6 yaşlarından itibaren antreman yapıyor olmasına karşın, Eddie 22 yaşında ve birçok imkansızlığa rağmen bu dalda olimpiyatlara girmeye karar verir ve sıradışı bir hazırlık sürecinden sonra kısa süre sonra gerçekleşen 1988 Calgary Olimpiyatları’nda kayakla atlama dalında yarışacak ilk İngiliz sporcu olur. Aynı zamanda ilk İngiltere rekorunu da kırmış olur.

Eddie’ye hayran olmamak ve kalbinize dokunmaması mümkün değil. Çok mutlu, çok masum, çok azimli ve korkusuz bir karakter ve gerçekten güzel bir film. İşin doğrusu, bana masumiyetimi ve dünyayı güzel gördüğüm pembe gözlüklerimi ne kadar özlediğimi hatırlattı. Sizi de iyi hissettirmesini umarım. Öneriniz varsa her zaman beklerim.

* Başka film önerileri için buraya da bakabilirsiniz.

 

You Might Also Like