Film İLHAM VERENLER SİNEMA

Film Önerisi: Joy

14/04/2016

Film Önerisi: Joy - İlham Veren Filmler - Sevgili Beyaz Kağıt

Blogumu takip eden veya beni tanıyanlar, ilham veren hikayeleri, filmleri, kişileri tanımayı ne kadar sevdiğimi biliyorlar sanırım. Hele başrolde bir kadın varsa, daha daha çok seviyorum! Girişimcilik hikayelerini, başarılı veya başarısız, ama cesur kişileri tanımayı ve ilham almayı, onları anlatmayı ve başarabiliyorsam başkalarını da etkilemeyi çok önemsiyorum ve istiyorum. Hepimizin içinde hayalleriyle dünyayı kurtaran, icatlar yapan, büyük işler başaran bir çocuk olduğuna, ama çoğumuzda bu çocuğun –yüzlerce farklı sebepten dolayı– bastırıldığına, korkutulduğuna ve cesaretinin kırıldığına inanıyorum. O hayaller bir ortaya çıkabilse, kimbilir dünyayı nasıl daha farklı bir yer yapardık, değil mi? Dünyada açlığı bitirmeyi, balinaları kurtarmayı, kanseri bitiren ilacı bulmayı, kendi kendine yemek pişirebilen tencereyi icat etmeyi istemez miydiniz mesela? İşin doğrusu, ben isterdim, isterim. Hem de çok! Nitekim, üniversite başvuru essay’lerime geçenlerde dönüp baktığımda, hayallerimi nasıl da bütün içtenliğimle yazdığımı fark ettim. Belki şimdi okusanız gülersiniz. Ama çocuk halinizle okusanız, hayran olabilir, bir kahramanın yazdıkları gibi görünebilirdi size. Dünyayı kurtaracakmışım, bir sürü iyilik projem varmış kafamda, dünyayı gezecekmişim, her ülkenin insanlarını tanıyacakmışım. Sosyal sorumluluk projelerim havada uçuşuyor, görmeniz lazım!

Zaman geçtikçe ve biraz da hayatın akışı savurdukça bu hayallerimin peşini bırakmışım, ama tamamen kendimi koyvermemişim en azından. Hala içimde tutkularını gerçekleştirmek için ciddi bir savaş veren, ilham olmaya çalışan ve ne yapmak istediğini tespit etmeye çalışan azimli bir mücadeleci ruh var ve ona hayatımın geri kalanında da sımsıkı tutunmaya niyetliyim. İş görüşmelerinde, ‘5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun’ sorusu bana dünyanın en saçma sorusu gibi gelmiştir her zaman, çünkü bu soruya gerçek düşüncesiyle yanıt veren insan sayısı gerçekten inanılmaz az. Ben şimdiye kadar hiç gerçeği söylemedim mesela. Kitap yazmayı, çok fazla seyahat etmeyi ve insanların hayatlarına dokunabildiğim birşey yapmak istediğimi söyleseydim, sizce beni çalıştığım işlere alırlar mıydı? Sanmıyorum. 🙂

Konuya dönecek olursam, dün Joy‘u izledik. Film çok yeni değil, hatta vizyona gireli ve ‘bu filmi mutlaka izlemem lazım’ diyeli aylar oldu, ancak biz yeni izleme fırsatı bulduk ve bayıldım! Yıl 1995, Joy Mangano’nun gerçek hikayesinden esinlenilerek yapılmış bir film. Daha önce kesin yazmışımdır, Jennifer Lawrence’ı çok beğeniyorum ve bu filmde en sevdiğim 3’lü olarak Robert de Niro ve Bradley Cooper’la beraber. Çocukluğunda sürekli yeni icatlar tasarlayan Joy, yıllar içerisinde, anne-babasının boşanması, finansal yükümlülükler, üniversiteye gidememe, kötü bir evlilik ve çocuklarla beraber hayallerinden vazgeçmiş, mutsuz ve umutsuz halde. Boşanmasına rağmen eski eşi, babası, tüm gün yatağında pembe dizi izleyen yarı deli annesi ve çocukları ile yaşamaktadır, bir dünya borcu ve sevmediği bir işi vardır. Evini temizlerken kullandığı paspasın kötü tasarımı ve kullanışsızlığı, Joy’un aklına, ellerini değmeden ve tertemiz olabilecek, dokunmadan suyunu sıkabilecek bir paspas modelini getirir. Yani Joy Mangano’nun Magic Mop’u.

Hiç parası olmadan, karşısında ona inanmayan, kötü hissettiren ve kandırmaya çalışan bir dolu kişiye rağmen Joy’un o paspası nasıl sattığını ve mücadelesini mutlaka görmelisiniz. Paspas işi, 10 yıl kadar kısa bir süre içerisinde yılda 10 milyon dolarlık satış yapan bir markaya dönüşür ve Joy’un daha birçok icadı olur; başka girişimcilere destek olan ve fikirlerine yatırım yapan bir şirket sahibi olur. İlham almaya ihtiyacınız olduğu düşündüğünüzde, cesaret aradığınızda veya kendi zorluklarınızdan şikayet ettiğinizde bu filmi izlemenizi öneririm. Dediğim gibi, ben mücadele hikayelerini çok seviyorum, umarım sizin de hoşunuza gider. 🙂

İyi seyirler!


* Başka film önerileri için buraya da bakabilirsiniz.

You Might Also Like

  •  sahika

    Ben de Jennifer Lawrence hayranıyım:) Açlık oyunlarını nasıl hayran hayran izledim bir bilsen 😀 Joy filmini de çok merak ediyordum, izlenecekler listeme ekledim. Sen de izlemediysen eğer The Intern filmini çok seversin bence 🙂

    • Evet açlık oyunlarında da harikaydı, bunda da aynı şekilde.
      The Intern favori filmlerimden, çok keyifli ^^

    • Elif Ozgecan Celik

      ben cevap yazmıştım dün ama şimdi fark etti ki gitmemiş :S
      Hunger Games serisine bayılıyorum ben de, çok yakışıyor o tür filmlere!
      Intern de favorilerimden, birkaç defa izledim bile yeni film olmasına rağmen! 😀

  • Bir başka ortak yönümüz, aynı güçlü-ilham perisi-tutkulu kadınları anlatan filmlere bayılmamız ve içimizde hala onlardan besliyor oluşumuzmuş demek ki 🙂 Ben de geçen gün resim yapmaya ilk başladığım yıllarda ürettiğim yüzlerce amatör çizimi buldum ve benzer şeyler hissettim-o halimi ne kadar da özlediğimi, sanırım bir ara yazmalıyım ben de bununla ilgili. Filmi senin önerinle izleyeceğim, beğeneceğime emin oldum zaten. Sen de izlemediysen lütfen Agora’yı izle, benim en sevdiğim de o’dur. Antik Yunan’da, İskenderiye Kütüphanesi’ni yöneten filozof Hypatia’nın gerçek hikayesi, çok ama çok etkiliyor insanı.

    • Elif Ozgecan Celik

      Bence kesinlikle yazmalısın, insan daha sonra okuduğunda da anımsamış oluyor hissettiği o heyecanı..:)
      Gerçekten inanılmaz seviyorum bu arada böyle hikayeleri; aynı şeyleri hissetmene çok sevindim! ^^ Anlatılmasını da çok önemsiyorum, çünkü kadınların ekstra teşvik edilmeye, cesaretlendirilmeye ihtiyacı oluyor ve benim üzerimde çok etkisi olduğu için mutlaka başkalarına da etki ediyordur diye düşünüyorum.
      Agora’yı hiç duymamıştım, mutlaka izleyeceğim çok merak ettim – teşekkür ederimm!