SİNEMA

Film Önerisi: Me Before You

11/09/2016

me-before-you-book-movie-differences

Bir süredir film tavsiyesi yazmamışım! Bu uzun tatilin yavaş temposunda dinlenmeye, film izlemeye vakit ayıracaklar varsa, tatilin üstümüzdeki tatlı dinginliğine yakışacak romantik/drama türünde bir önerim var. Geçen hafta izlediğimiz Me Before You ile ilgili, geçtiğimiz sene çok konuşulan ve Türkçe’ye Aynı Yıldızların Altında olarak çevirilen The Fault In Our Stars‘ı andırdığı söyleniyordu. Benzer şekilde bir romandan uyarlanarak filme dönüşen hikaye Jojo Moyes’e ait ve yine hem insanın içini çok ısıtan, hem de üzen bir senaryo. The Fault In Our Stars’ın kitabını bir solukta okumuş ve karakterlerin ilişkisi ve mücadelesinden çok etkilenmiştim, ama sonuna doğru beni gözyaşlarına boğduğu için de gıcık olmuştum. Benzer durumun bir seviye daha hafifi bu filmde de var, o yüzden baştan uyarayım.

Çaresi olmayan bir rahatsızlık, zorlukluklara rağmen gelişen bir aşk/ilişki ve insanın içini acıtan, ‘keşke böyle olmasaydı’ dedirten bir son var. Ama öte yanda, karakterlerin arasındaki iletişimin gelişmesini anlatan ve yüzünüze sabit bir gülümse yapıştıran sahneler çoğunlukta. Bu arada siz de benzer düşünüyor musunuz bilmiyorum ama, ben filmlerdeki çiftleri birbirine yakıştırdığımda sanki daha çok etkileniyorum. Game of Thrones’dan tanıyacağınız Emilia Clarke ile Sam Clifton bence müthiş bir ikili olmuşlar ve filmde çok enteresan bir ilişki gelişiyor aralarında!

Boyun hizasından aşağısı bir kazadan sonra tamamen felç olan Will için, İngiltere’deki ufacık bir kasabada tüm hayatını geçirmiş ve tek beklentisi para kazanarak evin geçimine yardımcı olmaya çalışan Louisa bakıcı olarak seçilir. Huysuz ve iletişimsiz başlayan ilişki, Louisa karakterinin olumlu enerjisi ve naifliğiyle farklı bir yöne ilerler ve çok özel bir hal alır. Louisa’nın inanılmaz sempatik, orijinal ve sevgi dolu karakteri benim için filmi keyifli yapan noktalardandı. Hikayenin sonunun mutlu bitmesini çok istedim içimden, ama bir yandan böyle hikayelerin hiçbir zaman istediğim pozitiflikte bitmediğini de bildiğim için kendimi sona hazırlamaya çalışmıştım. Gözyaşlarım hazırolda bekliyorlardı tabii!

Filmin geçtiği kasabaya ait tüm görüntüler muhteşemdi bu arada, hatta tıpkı bir masal kasabası gibiydi. Yemyeşil bir kasaba, kocaman kaleler, bisikletler, minik köprüler, taş evler… Bir de bir ara Mauritius’ta geçen bir sahne vardı ki, ‘burası cennet’ diye düşündük, öyle güzel! Fakat kontrol ettiğimde, o sahnelerin İspanya’da Mayorka’da çekilmiş olduğunu gördüm – böylece seyahat hayallerine 3 yer birden eklendi! 🙂

Genel olarak filmin bana hissettirdiklerini çok sevdim; renkli, enerjik, güzel görüntü ve müzikleri bol olan, karakterlerin ilişkisi ise insanın kalbine dokunan cinstendi. Fazla duygusal filmleri listenizden hemen elemiyorsanız veya dozunda duygusal olduğunda seviyorsanız bu film tam size göre. Ben bu türdeki filmleri iyi-kötü şeklinde puanlayamıyorum ama İmdb puanı 7.5 verilmiş ve duygusal kategorisinde izlenesi bir film!

İyi tatiller, iyi bayramlar!

You Might Also Like