YEDiGÖLLER

Haftasonu Planı: Sonbaharda Yedigöller

19/09/2016

Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt

‘Sonbaharda Yedigöller’i görmek‘, birçok kişinin bucketlist’inde olduğunu tahmin ettiğim/bildiğim birşey; bilmem sizinkinde de var mı? 🙂 Bizim listemizde uzundur var, ama mesafeden veya üşengeçlikten bir türlü gerçekleşememişti. Çocukluğumda, Ankara’dan sık sık Abant’a giderdik, ancak Yedigöller ilgi alanımıza girdiğinde artık ailemle farklı şehirlerde oturur olduğumuzdan ve İstanbul’a daha uzak olmasından dolayı bir türlü gidememiştik. Barış ve arkadaşlarımızla bir süredir kampa gidelim diyorduk aslında ama ona da sıra gelemeden, geçtiğimiz Cumartesi annemlerle buluşmak üzere başka bir yere niyet ederek yola çıktık ve sonrasında rotamızı Yedigöller’e çevirdik.

Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt

İstanbul’dan, trafiksiz bir zamanda yola çıkarsanız yaklaşık 3,5 saatte, Ankara’dan ise yaklaşık 2,5 saatte ulaşılıyor Yedigöller’e (Anadolu Yakası’nı referans alarak söylüyorum). Bolu Batı çıkışından Yedigöller Yolu’na çıkmaya başladığınızda mesafe çok olmasa da oldukça virajlı ve yaklaşık bir saat sürecek bir yola başlıyorsunuz. Önce yukarı tırmanıp sonra yine kıvrıla kıvrıla giden yoldan aşağıya, göle doğru iniyorsunuz. Yukarı çıkarkenki manzaraları ve yeşilin güzelliğini anlatmak zor gerçekten; insanı büyülüyor. ‘Ne güzel yerler var ülkemizde‘, diye diye gidiyoruz o yolu. Şansımızdan hava muhteşem, pırıl pırıl ve güneşli, ama biz yine de serin olma ihtimaline karşın yanımızda polarlarımızı götürüyoruz. Nitekim, yükseğe tırmandığımız noktada termometre 16 dereceyi gösteriyor! Gölün kenarı ise güneşten dolayı daha sıcak, tshirt’lerle durabiliyoruz. Ama Bolu civarına daha önce gitmiş olanlar bilecektir, burada havaya güven olmaz – yanınıza mutlaka yedek birşeyler alın! 🙂

Göle ulaştığımızda ne beklememiz gerektiğini tam olarak bilmemekle birlikte, internette okuduklarım az da olsa fikir veriyor: 7 tane göl var, haftasonları kalabalık olabiliyor, mangal/ateş yakmak yasaklanmış (önceleri mangal dumanından göl görünmüyormuş), bu sene bir tane tesis açılmış, başka da yokmuş. Milli Park’ımızla ilgili beklentilerimizi düşürsek de, göreceğimiz manzaraların muhteşem olacağını biliyoruz. Parka ulaştığımızda, otomobil başına 12 TL olan giriş ücretini veriyor ve karşılığında bir harita bile almadan ve hangi yöne gitmemiz gerektiğini bilmeden arabalarla içeriye ilerliyoruz. Arabaların yoğunlukla park ettiğini gördüğümüz ve Büyükgöl tabelası gördüğümüz alana biz de park ediyoruz ve sol tarafımızda Büyükgöl, sağ tarafımızda ise Deringöl’ü buluyoruz. Göllerin manzarasını, renklerin çeşitliliğini, ışığın güzelliğini anlatmak gerçekten zor. Onlarca fotoğraf çekiyorum, hiçbir şeyi kaçırmayım istiyorum ama fotoğraflar hakkını veremiyor bence bu manzaranın. Saatlerce oturup ilham almalık, kitap okumalık, resim yapmalık, yazı yazmalık bir yer. Kimi insanların ilham bulmaya ve yaratıcılıklarını tetiklemeye gitmelerine şaşırmamalı! Biz Eylül’de gittiğimiz için henüz yapraklar kızarmamış, ama Ekim-Kasım arasında giderseniz internette sıklıkla rastlayacağınız kırmızı yapraklı ağaçların göldeki yansıması fotoğraflarının gerçeğine şahit olabilirsiniz.
Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz KağıtSonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt

Büyükgöl tarafına doğru koşar adım gidiyoruz, yine şansımızdan gölün kenarında bir piknik masası boşalıyor ve yerleşiyoruz. Gölün kenarında oturabileceğiniz banklar ya da çimenlik alanlar yok, daha ziyade piknik alanı gibi, masalar var. Güzel tarafı ateş yakılmıyor ve duman yok, ancak çöp olmadığı anlamına gelmiyor ne yazık ki. Size, Yedigöller’le ilgili sadece ne kadar büyülendiğimizi ve ülkemizde böyle güzellikler olduğu için ne kadar şanslı olduğumuzu anlatmayı çok isterdim. Ancak doğru bilgiyi paylaşmak ve gittiğinizde karşılaşmanızın olası olduğu durumu da aktarma ihtiyacı hissettiğim için kısaca negatif yanlarından da bahsedeceğim. Göle atılmış karpuz kabukları, yerlerdeki kilolarca çekirdek kabuğu, pet şişeler, hatta kırık sandalye parçalarının bile oluşu, maalesef ülkemizde milli parklarımıza ve doğaya ne kadar saygı duyulduğunun göstergesi. Biraz zaman geçirdikten sonra acıktığımızda, parka açılmış olan tesise şans verelim diye ve aslında elimizdeki tek seçenek olduğu için gidiyoruz ve maalesef nefret ediyoruz, hatta bu kadar kötü bir işletme olabildiği için şok geçiriyoruz. ‘Restoran’ olma özelliğini taşıdığına dair hiçbir ibare olmayan barakanın mutfağını görürseniz zaten o mutfaktan doğru düzgün hiçbir şey çıkmayacağını anlayacaksınız. Menüye mini bir referans vermek gerekirse: kahvaltısı 50 TL, içinde yalnızca kaşar olan bayat ekmeğe yapılmış tost 16 TL, günün menüsü olduğunu söyledikleri köfte-ekmek 15 TL ve yarım bayat ekmek arasında 2 adet köfte şeklinde servis ediliyor. İlgisiz bir servis olduğunu söylememe bilmem gerek var mı? Anadolu Hisarı Big Chefs fiyatıyla sunduğu menünün hakkını sizi enayi yerine koyarak veriyor özetle bu güzel işletme 🙂 Bu sebeple de o kadar kalabalığa ve öyle güzel manzaraya rağmen azıcık müşterisi var – olanlar ise istisnasız şikayet ederek ayrılıyor. Burayı özellikle paylaşmak istedim, çünkü böyle bir işletmenin olmasından utanç duydum ve bence Bolu da aynı utancı duymalı. 16 TL’lik tostun fotoğrafını özellikle burada paylaşmak için çektim, gözünüzde canlandırma olsun istedim 🙂 Burası, muhteşem bir işletme ile binlerce müşterisi olan, Bolu’nun yerli üretici ve ürünlerini öne çıkaran, şehri bir markaya dönüştüren ve ziyaretçilerin ellerinde minik anılar ve hediyelikler alarak dönebilecekleri, yemek servisinden memnun ayrılacakları bir yer olabilirdi. Hayal ettim, bence nefis olurdu.

Bu arada çöp konusunda ve harita olmaması konusunda denk geldiğimiz tüm güvenlik görevlilerine problemi ilettik – hiçbirinin oralı bile olmadığını söylememe gerek var mı, tahmin ettiniz mi? 🙂

Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt Sonbahar'da Yedigöller - Haftasonu Yedigöller - Yedigöller Milli Parkı - Sevgili Beyaz Kağıt

Özetle, Yedigöller Milli Parkı, hepimizin hayatımızda gördüğü en güzel milli parklardan, doğal güzelliklerden biri olmaya aday olsa da, rezalet bir işletmeyle insanın içini burkuyor. Kamp için gelmeyi düşünenlere not: Her sene mutlaka buraya kamp yapmaya gelen arkadaşım var ve kamp için gerçekten muazzam bir yer, ama dediğim gibi tesis, temiz tuvalet vs. beklemeyin. Biz bu sefer kamp haricinde konaklamayı düşündüğümüz için ben AirBnb’den bir ev bulmuştum ve epey beğenmiştim, ama biz kalmayıp Ankara’ya dönmeyi tercih ettik. Eğer kalmak isteyenler olursa, opsiyon olarak linkten bakabilir. Haftasonu parkta uzun bir yürüyüş, bolca fotoğraf çekmek, dinlenmek, evinizden hazırladığınız malzemelerinizle keyifli bir piknik yapmak için ideal bir yer. Doğadan ve renklerden büyüleneceksiniz, ama tesis olarak bir beklentiniz olmasın derim. Yaprakların kızardığı zamanlarda gidenlerden fotoğrafları beklerim 🙂

vee video: