SELANIK

Haftasonunda Selanik

22/12/2016

Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt

Geçtiğimiz Cuma öğleden sonra aniden haftasonunu Selanik’te geçirmeye karar verip (Barış uzun bir süredir gitmek istiyordu zaten), akşam için otobüs bileti alıp apar topar hazırlandık ve İstanbul’da muhteşem bir kar yağarken biz otogara doğru yola çıktık. Ani bir seyahat olduğu için ve hava çok soğuk olduğu için biraz tereddütlü olsam da, şimdi iyi ki gitmişiz diyorum! Hep İzmir’e benzetilen bu ufak ama güzel komşu şehrini çok duymama rağmen özel bir merakım yoktu. Fakat şehrin ufaklığını, ulaşımın kolaylığını, harika restoran ve kafelerini ve en çok da insanlarının rahatlığını ve tatlılığını çok severek döndüm. Oturduğumuz birçok restoranda yan masamızdakilerle başlayan sohbetler ve insanların güleryüzü özellikle son yıllarda burada iyiden iyiye özlediğimiz birşey haline geldi. Bazen sadece bulunduğumuz ortamın dışına çıkmak ve farklı bir kültürü ve şehri deneyimlemek bile çok iyi geliyor. Bir haftasonu değişiklik yapmak isteyenler için Selanik kesinlikle gidilebilir bir adres!

Neredeyse rahat diyebileceğim bir otobüs yolculuğundan sonra Cumartesi sabahının çook erken saatlerinde Selanik’e vardık. Check-in saatine çok vakit olduğu için otel odamız hazır olmazsa buz gibi havada sokakta ne yaparız diye düşünürken, otel o an için dünyanın en büyük iyiliğini yaparak bizi sabahtan odamıza aldı. Böylece bir güzel dinlenip, sokakları keşfetmeye tazelenmiş ve enerjik olarak çıktık. Her yerin yürüme mesafesinde olduğunu bildiğimiz için, sıkıca giyindik, ancak şunu söylemem lazım: Kışın gidiyorsanız ve benim gibi üşüyen biriyseniz, gerçekten çok iyi giyinin, çünkü şehri yürüyerek gezeceksiniz.

Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz KağıtHaftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt

İzmir’e en çok benzetilen kısmı olan Kordon hattı çok keyifli, hareketli ve günün hemen her saati kalabalık bir bölge. Biz tam noel öncesindeki haftasonu gittiğimiz için sokaklar ekstra kalabalıktı: alışveriş yapanlar, poşet taşımaktan yorulup kordondaki kafelere dinlenmeye geçenler, ışıklarla ve ağaçlarla fotoğraf çektirenler ve sokak yemekleri festivaline gelenler. Belli bir saatte kafelerde yer bulamayacak, pastanede içeriye sığamayacak kadar kalabalık oluyordu. Buna rağmen, noel ruhunun etkisi midir bilemiyorum, ama çok tatlı, neşeli ve mutlu bir hava vardı şehirde.

Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz KağıtHaftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz KağıtHaftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt

Aristoteles Meydanı, Selanik’in tam merkezi olarak olarak alınabilir sanırım, hareketin en çok olduğu ve tam buluşma noktası diyebileceğimiz bir alan. Gitmek isteyebileceğiniz birçok yere buradan kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Kordon hattı dediğim sahil şeridi, denize bakan konumda sıra sıra restoran ve kafelerin olduğu, tabelalarından gördüğümüz üzere akşamları da klübe dönüşen mekanlarla dolu. Gündüz denize karşı bir kahve içmek için mutlaka gidilesi. Biz tesadüfi olarak Beetle Bar diye bir yere oturduk ve gayet güzeldi. Bu arada kahvelerin yanında kuru pasta ve su gelmesine bayıldık. Sanıyorum birçok kafede bu şekilde sunuluyormuş. Tsimiski Caddesi ise şehrin en meşhur ve uzun caddesi – yolun her iki tarafı da mağazalar ve restoranlarla dolu ve hatta hiç kapalı AVM’si olmayan (!!!) bir şehir olduğu için buraya ‘Thessaloniki Open Mall’ demişler.

Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt

Atatürk’ün doğduğu ev ve şehrin sembollerinden sayılan WhiteTower, bizim gördüğümüz ana turistik noktalardı sanıyorum. Atatürk’ün evinin, birkaç yıl önce geçirdiği restorasyondan dolayı eski orijinalliğini kaybettiği söyleniyor. Çok kısa sürelik bir tur ile hemen tamamlayacağınız bir ev ve her gün ziyarete açık. Bu arada bu zamana kadar fotoğraflardan gördüğüm Atatürk’ün balmumu heykelini bizzat görünce tüylerim diken diken oldu, ne yalan söyleyeyim.

Daha fazla uzatmadan toparlayacak olursam, bizim için bu kısa gezinin en öne çıkan iki yeri Toms Cafe ve Balık Pazarı’nda gezinirken tamamen tesadüfen görüp oturduğumuz Modigliani adlı minnacık meyhaneydi. Toms Cafe, daha önce San Fransisco’da girdiğimde de bayıldığım, ayakkabı markası olarak bildiğimiz Toms’un kahve dükkanı. Ayakkabı bağışı projesine ek olarak, bu kafelerde Afrika’da içilebilir su imkanı yaratmak için bir insiyatif almış. Her kahveden belli bir miktar, Afrika’daki içilebilir su tesislerine bağışlanıyor. Tsimiski Caddesi üzerinde görünce heyecandan adeta içeri koşarak girdiğim bu mekan en az SF’deki kadar, hatta belki daha bile orijinal ve güzeldi. Self-servis olarak kahvenizi alıp (eğer boş bulursanız) istediğiniz bir köşeye yerleşebilirsinz.

Modigliani ise, açık havada taburelerde oturulan, masalara kağıt bir örtü serildikten sonra muhteşem görünen 6’lı bir meze tabağının ve yanına seçtiğiniz içkinin (ama genelde herkes ouzo içiyordu :)) servis edildiği ufacık bir yer. Isıtma aletlerine rağmen montlarla oturduk, ancak keyfimizi azıcık bile azaltamadı. Harika bir müzik, leziz mezeler, minik bir karaf ouzo ve çok tatlı ambiyansıyla unutulmaz bir yemek olduğunu söyleyebilirim. Toplam hesabımız 18 Euro geldiğinde geçirdiğimiz şok ise ayrı bir tatlı anı. 🙂
Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz KağıtHaftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz KağıtHaftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz KağıtHaftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt

Bu arada pastane kültürü inanılmaz! Pastanelerdeki ürünler muazzam; vitrinler ayrı güzel, kutular ayrı güzel. Hele bir pastane vardı ki, içerisi her an tıklım tıklım ve sokakta en az 10 kişiden 5’inin elinde bu pastanenin kutusu var: Terkenlis, 1948’den beri hizmet veren ve sanıyorum en çok tercih edilen pastane. Vitrininden geçerken içeri girmek isteyeceğinize eminim! Son notum da, Pazar akşamı gittiğimiz Ouzeri Agora olsun – Çok samimi, keyifli ve yemekleri muazzam. Kalamar dolma, yaprak dolma ve en meşhur mezesi olan Garides Saganaki’yi şiddetle öneririz!

Bu gerçekten son: Gitmişken mutlaka meşhur Yunan dermokozmetik markası Korres’in ürünlerine bakın (hatta alın), zira içerikleri neredeyse tamamen doğal ve çok iyi kalitede (fiyatlar ise makul). Bir de bizim en sevdiğimiz ıvır zıvır dükkanı olan TIGER’a girin ve herşeyi kurcalayın. Seveceğiniz birşeyler bulacağınıza eminim! 🙂

Fotoğrafları ayıklamakta çok zorlandım, biraz çok olmuş olabilirler! Obur fotoğrafımla veda ediyorum! 🙂

Haftasonunda Selanik Rehberi - Sevgili Beyaz Kağıt

Instagram’da takip isterseniz buraya tık.

Videolarla ilgili haberdar olmak için ise Youtube kanalıma abone olabilirsiniz!