Hakkımda

Merhaba ve hoşgeldiniz! Ben Özge.

18 yıl Ankara, 4,5 yıl Montreal ve sonrasında 2011’den beri İstanbul’da yaşıyorum. İş hayatına başladığım İstanbul’da, 2 sene önce Barış’la tanıştım ve tam bir aşk-nefret ilişkisi yaşadığım bu şehirdeki maceralarımda artık birlikteyiz! Bir sonraki yaşayacağım şehrin hayallerini kuruyorum, neresi olacağını bilmiyorum ama nasıl olacağına dair çok net bir vizyonum var. Bolca keşfediyoruz, keyif yapıyoruz, kendimizi geliştiriyoruz, öğreniyoruz, büyüyoruz her anın tadını çıkarıyoruz; hayat tüm detaylarıyla çok güzel!

Dijital pazarlama alanında çalışıyorum, özellikle içerik pazarlaması konusunda uzmanlaşıyorum. Yeni medya, girişimler ve teknolojiler ilgi alanım. Sistemin dayattığı değil, hayalindeki işi yapmaya inanıyorum. Sınırlara, kısıtlamalara, bahanelere inanmıyorum. Tatil için çalışmaya değil, mutlu olduğun hayatı, iyi kalitede yaşamaya ve tatillerini kendin belirlemeye inanıyorum. Bir şirket kurdum, kapattım; muhtemelen ileride bir veya birden çok daha şirket kuracağım. Bir de kitap yazmaya başladım, umarım çok uzak olmayan bir gün bitireceğim, çok istiyorum.

Önceleri babamın işi, sonra ise hayattaki en büyük keyiflerimden biri haline geldiği için çocukluğumdan beri seyahat ediyorum. Havalimanları, tren garları, yeni tanıştığım şehirlerin kokuları, dilleri ve renkleriyle büyüleniyorum, mümkün olduğunca herşeyi fotoğraflıyorum.

Fikirlerin, deneyimlerin, keşiflerin paylaşılmasını fazlasıyla önemsiyorum. Yazılanları okuyup bilgi edinmeyi seviyorum; yazdıklarımınsa bir fayda yaratmasını, bir kişinin bile olsa gününe keyif katmasını umuyorum. Gezip gördüğüm, keşfettiğim, deneyimlediğim, hayatımızda kolaylık yaratacağını düşündüğüm, gülümseten an ve anıları paylaştığım bir defter benim için bu blog. Dolayısıyla bir yaşam blogu demek yanlış olmaz sanıyorum. İdeal dünyamda, yer ve zamandan bağımsız, sadece yazıyorum, fotoğraflıyorum ve paylaşıyorum. İlham alıp, ilham olmaya gayret ediyorum. Ve şu anda hangi işi yapıyorsam, bu hayalime ulaşabilmek adına yapıyorum.

Tanıştığımıza çok memnun oldum, hadi şimdi sayfalara geçelim! 🙂

‘Sevgili Beyaz Kağıt’ nereden gelir? 

Çoçukluğumden beri kendi kendime yazdığım notlara, günlük yazılarıma çoğunlukla böyle başlardım. Yani evet yazıları genelde birileri okusun veya dönüp ileride kendimiz tekrar okuyalım diye yazıyoruz tabii ama, en nihayetinde derdimizi ilk dinleyen de Beyaz Kağıt’ın ta kendisi değil mi?

Diğer sosyal ağlarımdan bana ulaşmak isterseniz hepsi aşağıda.