KARİYER

İş ararken/başvuru yaparken neler yapmalı ve yapmaMAlı?

04/09/2015

İş ararken ve başvuru yaparken neler yapmalı ve yapmamalı - sevgili beyaz kağıt

2010’da başlayan iş hayatım oldukça hareketli, değişkenli ve öğretici geçti. Sivil toplum örgütü, iki büyük Türk şirketi, çok zorlayıcı bir sektörde projeleri olan kendi aile şirketimiz, inanılmaz dinamik, mobil teknoloji alanında bir startup ve bunu takip eden kendi e-ticaret girişimimle birlikte maksimum çeşitliliğe ulaştım sanırım! Kendi rotama (ve aslında çevremizdeki çoğu kişiye) bakınca, hemen hemen herkesin üniversiteyi bitirdiğinde, kendini yalnızca mezun olduğu bölümle sınırlayarak ‘ben ne olucam’ endişesi yaşamasına gerek olmadığının müjdesini rahatlıkla verebilirim. Kervan yolda düzülür mantığına inanarak, kendini sürekli geliştirmeye, donanım kazanmaya, bir yandan da istemediğin ve mutlu olmadığın seçenekleri hayatından bir bir eleyerek ilerlemeye koyulmak en iyisi bana kalırsa. Elbette İK’cı değilim ve iş ‘başvurusunun ideali nedir’, ‘şirketler en çok nelere dikkat eder’, gibi sorularının cevaplarını da işin uzmanı gibi yanıtlayamam (ihtiyaç halinde bu noktada konuya işe alım yetkililerini de dahil edelim:)). Ancak kendim ve yakın çevremin birebir yaşadığı tecrübeleri, araştırmalarımı ve iş başvurusu aldığım ve görüştüğüm adaylarla geçen sohbetleri derleyip toparladığımda, epey bir birikim oluştuğunu hissediyorum. Ben ortaya düşündüklerimi atayım, siz de kendi deneyimlerinizi ve yorumlarınızı katın, kocaman bir rehber hazırlayalım, ne dersiniz?

  1. Kariyer.net’ten CV göndermek yeterli değil!

Üniversite sonlarına doğru hayatımıza giren ve bir daha çıkamayan ‘kariyer.net’ten iş arama’ durumu bence başlı başına bir vaka. Kariyer.net’ten O KADAR ÇOK insan O KADAR ÇOK pozisyona hazır şablonda oluşturdukları CV’yı gönderiyor ki, firmaların bunlara bakması mümkün değil. İşe alım süreci ciddi zaman gerektiren bir iş ve tek bir pozisyon için gelen 3567 CV’nin hepsini incelemeleri ve mucizevi şekilde sizin CV’nize geldiklerinde kafalarında yıldızlar çakması gibi bir durum söz konusu değil. İlk iş aradığım yıl, önemli bir grup şirketinin İK müdürü, bu yöntemle gelen CV’ler arasında sadece Türkiye top 3 üniversitenin istedikleri bölümlerinin en yüksek mezuniyet derecesiyle bitiren öğrencilerini filtrelediklerini ve yalnızca onlarla ilerlediklerinden bahsetmişti. Buradan ne kadar küçük bir kümeden söz ettiğimizi anlıyoruz zaten. Buradan yaptıkları başvuru olumlu şekilde sonuçlanan adaylar elbette var, ama ben size olasılıkları söylemiş olayım.

  1. CV’nizi firmalara gönderirken 55 tane firmayı To‘ya koyarak göndermeyin.

Çalıştığım şirkete hemen her gün 1 tane genel başvuru tadında aday özgeçmişi geliyor. Arkadaşlar, BCC diye bir özellik var, sadece attığın firma ona gönderilmiş gibi görüyor.  Diğer tüm firmaların info email adresleri görünmüyor böylece. Gelen her mailda gülüyoruz ve üzülüyoruz; zira çok büyük bir hata. Sen aslında o firmaya özgeçmişini gönderirken, senin için birşey ifade etmiyormuş, diğer onlarca firmayla eş değer tutuyormuşsun imajını gözümüze sokmuş oluyorsun ve şirketin seni arama ihtimalini yok ediyorsun.

  1. Mailınızda kelimeleri dikkatle seçin.

Merhaba ekte özgeçmişimi gönderiyorum. … Firmanıza haftaiçi ve haftasonu çalışmak isterim.‘ gibi bir mail, tek kelimeyle inanılmaz! (Fazla mesai acı bir Türkiye gerçeği olsa da) Firmalar zaten köle aramıyor. Sizi haftaiçi VE haftasonu çalıştırmak gibi birşey yasal bile değil bildiğim kadarıyla. Kendinizi küçümseyen, ‘ne iş olsa yaparım abi’ yaklaşımıyla gittiğinizde sizi işe alacak bir işveren de zaten sizi mutsuz eder, posanızı çıkarır. Bu zulmü kendinize yapmayın derim. Naçizane

Kendinizi kısaca, birkaç cümle ile ama en doğru anlatan kelimeleri seçin. Şirkete doğrudan mail atmak için bir vuruşunuz var; yapabileceğinizin en iyisini yapmak ve dikkat çekmek için önemli bir fırsat.

İş ararken ve başvuru yaparken neler yapmalı ve yapmamalı - sevgili beyaz kağıt

  1. Linkedin kullanın.

Linkedin bence CV’nin yeni formatı. İş arayışınız aktif olsa da olmasa da Linkedin network yapmak için de çok etkili bir platform. Ortak ilgi alanları veya deneyimlerinizin olduğu gruplara girebilir, yazılar yayınlayabilir, listenizdeki kişilerin paylaşımlarını beğenip yorumlar yazabilirsiniz ve bu tamamen iş çerçevesinde gerçekleşir. Tecrübelerinizi, eğitiminizi ve varsa portfolyonuzu güncel tutun, linkler ekleyin. Linkedin profilinize bakan birisi kolaylıkla özgeçmişinize dair herşeye kolaylıkla ulaşabilsin. Gizem yaratmaya, ‘daha fazla bilgi için mail atabilirsiniz’e gerek yok.

Eğer sayfanızı İngilizce hazırlıyorsanız (bence tercihen böylesi daha iyi), o zaman kullandığınız İngilizce’nin doğru olduğuna emin olun. Kimi firmalar için İngilizce gerçekten çok kritikse ve Linkedin sayfanızda hatalı cümleler ardı ardına diziliyse, firmayla görüşme şansınız başlamadan yok olabilir.

Profilinize bakan kişileri gidin siz de inceleyin, değerli bir network olacağına inanıyorsanız ekleyin ve mesaj atın, tanıştığınıza memnun olduğunuzu söyleyin. İlla ki size iş fırsatı olacak diye görmeyin bu arada, iletişimde kalmak her zaman iyidir. Türkiye’de belki çok yaygın değil, ancak zaman zaman yurtdışından ‘çok ilgi çekici bir Linkedin title’ınız var, merhaba demek istedim‘ tadında nazik inmail’lar alıyorum ve iş fırsatına dönüşüp dönüşmemesi gibi bir beklentim yok, zira gerek de yok. Network her zaman iyidir. Bir gün kafanıza bir soru takılır, sormak için mesaj atabileceğiniz bir kontağınız olur.

  1. Görüşmeye giderken gittiğiniz firmayı araştırın.

Muhtemelen kendim de yeni mezunken iş görüşmelerine yetersiz veya yok denecek kadar az araştırmayla gitmişimdir. Firmanın websayfasına bakmakla yetinip, ‘tamam ABC sektöründeymiş, ofisi de şuradaymış’ deyip, bu bilgiyi yeterli sandığım oldu ve yanlıştı. Zaman içinde elbette bu durum değişti ve bir firmaya görüşmeye gidiyorsam gerçekten önemseyerek ve araştırarak gider oldum; sonuçlarını da buna paralel olarak aldım. Olumlu ilerlemese dahi, sizin o firmayla görüşürken yaptığınız hazırlık, görüşme esnasında size ciddi bir özgüven veriyor, karşınızdaki yetkiliyi ise etkiliyor.

Görüşmeye gitmek için aday da, firma da ciddi bir zaman ve efor koyuyor ortaya. Hazırlıksız gitmek, şirketin ne iş yaptığını, sektöründeki konumunu vsç bilmeden gitmek bence size ikinci görüşme şansını ve vaktinizi kaybettirir.

İş ararken ve başvuru yaparken neler yapmalı ve yapmamalı - sevgili beyaz kağıt

  1. Görüşmeye gittiğiniz pozisyonun ne olduğunu ve neden istediğinizi bilin.

Bu madde komik gelebilir belki, ama gerçekten de görüşmeye gelirken hangi pozisyon için geldiğine emin olamayan adaylarla ben bile kısacık bir sürede karşılaştıysam, kim bilir İK yöneticileri ne kadar çok karşılaşıyordur! Birkaç ay önce başvurduğunuz pozisyon için size yeni geri dönüş yapılmış olabilir ve üzerinden zaman geçtiği için hafızanızda taze olmayabilir. Ama görüşmeye gitmeyi kabul ediyorsanız, bu durumda açıp pozisyonun detaylarına ve gönderdiğiniz ön yazıya yeniden bakmalısınız. Eğer görüşmeye geldiğinizde ne için geldiğinizi ve o işi neden istediğinizi bilmezseniz, firmayı nasıl etkileyebilirsiniz ki?

Pozisyonu gerçekten iyi çalışıp, sizin için neden uygun olduğunu ve kariyer hedefinizle neden örtüştüğünü herşeyden önce siz bilmelisiniz. Her meslek grubu için bu geçerli olmayabilir; zira mühendislik gibi daha spesifik uzmanlık gerektiren işler, haliyle sosyal bilimcinin ne yöne çeksen esneyebilecek iş alanlarından farklıdır. Bir iktisat mezunu, o kadar çeşitli alanlarda çalışabiliyor ki, saymakla bitmez. Bu sebeple, mesela satış istiyorsanız neden istediğinizi ve neden bunu iyi yapacağınıza inandığınızı iyice düşünmekte fayda var.

  1. Çalışmak istediğiniz sektörleri ve firmaları belirleyin.

İş görüşmelerinin hepsinden önce, siz ön hazırlığınızı yapıp mutlaka çalışmak istediğiniz, ilginizi çeken sektörleri ve şirketleri listeleyin. Elinizde bir checklist gibi bulunması epey önemli. Firmaları seçerken, genelde (özellikle yeni mezunların) uluslararası dev firmaların hedeflendiğini görüyorum. Bunda hiçbir sakınca yok, ancak firmanın çok büyük olması her zaman sizin için doğru olduğu anlamına gelmiyor. Çok daha ufak butik firmalar çok daha huzurlu ve keyifli de olabiliyor. Bu sebeple listenizi ince eleyip sık dokuyun derim

  1. Geri bildirim isteyin.

Gerçekten önemsediğiniz ama olumsuz dönüş yapan firmalardan görüşmenizle ilgili ve sürecin neden olumlu ilerlemediğine dair geribildirim isteyin. Kendinizi geliştirmek ve belki bir sonraki görüşmede, bunda dikkat etmediğiniz birşeye dikkat etmeniz için önemli bir fırsat olabilir. Geri bildirim istemek, eleştirilmek ayıp değil. Yanlış birşey varsa neden düzeltmeyesiniz? Veya belki de sizinle ilgili olumsuz olan hiçbirşey yoktur, ama firmanın ihtiyacı değişmiş olabilir. Bunu bilmek içinizi rahatlatacaktır ve huzurla yolunuza bakarsınız.  Çünkü çok iyi biliyorum ki, olumsuz olan görüşmelerden sonra insanlar kendine yükleniyor, ‘neden olmadı, nerde hata yaptım’, diye.

  1. Bonus: Bir web sayfası veya blogunuz olsun.

Neden olmasın ki zaten?

İşverenlerin gözünde oldukça önemli ve size dair ek bilgilere sahip olabilecekleri bir alan. Belki de onları bir websayfası hazırlayabilmiş olmayla bile etkileyebilirsiniz, kimbilir  Çünkü rekabet bu kadar çokken, fark yaratmak her zaman size artı sağlayacaktır. Kendinizden bahsettiğiniz bir sayfa veya uzmanlaştığınız/uzmanlaşmak istediğiniz alanla ilgili yazdığınız yazıların olduğu bir blog, tek sayfalık sıkıcı bir CV’den veya Linkedin’den çok daha değerli benim gözümde

 

You Might Also Like