KANADA'DA YAŞAM TORONTO

Kanada’da Yaşam | Kapsamlı Rehber

05/11/2018

Kanada'da Yaşam

Kanada’da yaşam ve göçmenlik konuları son yıllarda fazlasıyla popüler ve araştırılan konular. Yurtdışında yeni bir yaşam kurmayı düşünenlerin değerlendirmeye aldıkları ve listenin başını çeken 3-4 ülkeden birisi ve biraz da ütopya ülke gibi görülüyor desem yeridir. Dünyanın en yaşanabilir, en barışçıl, sıkıntısız, aynı zamanda da pasaportu en değerli ülkelerinden birisi olan Kanada’ya benim ikinci defa yerleşmeye gelişim. 2006’da öğrenci olarak gelip 5 sene Montreal’de yaşamış ve soğuk iklimi dışında çok mutlu olduğum ve sevdiğim bir ülke olmuştu (Kanada’da Üniversiteye Gitmek ve Montreal yazısına buradan ulaşabilirsiniz). 2018 Ağustos itibarıyla ise ikinci defa, bu sefer ‘permanent residency’, yani kalıcı oturumla geldim ve burada yeni hayat kuruyoruz.

Kanada’yı çok farklı bakış açısına sahip olduğum iki ayrı dönemimde ve iki en büyük şehrinde deneyimledim. Göçmenlik için de uzun bir araştırma sonucunda karar kıldık. Haliyle de Kanada’da yaşam konusunda epey bir bilgi birikimi edindim (ve ediniyorum). 🙂 Hadi gelin o zaman bu çok merak edilen bu Kuzey ülkesini anlatmaya ve burada yaşamla ilgili detaylara geçelim; soruları yanıtlamaya çalışalım. Hazır mıyız? 🇨🇦

Tüm Yönleriyle Kanada’da Yaşam

Kanada deyince ilk akla gelenler arasında meşhur kışı, ücretsiz eğitim ve sağlık sistemi ve hoşgörülü göçmen politikası geliyor.  Hatta kış mevsimiyle ilgili ‘Kanada’ya Taşınan Bir Antalya’lının Günlüğü‘ hikayesini okumayan kalmış mıdır bilmiyorum!? Adeta bir Temel fıkrası kadar yaygınlaştı. Peki bu şehir efsanelerinin gerçeklik payı nedir ve sizi burada nasıl bir yaşam bekliyor?

İklim Koşulları

Kanada, kimilerinin sandığı gibi 4 mevsim kış yaşayan, sürekli soğuk olan bir ülke kesinlikle değil  – önce bunu netleştirelim. 🙂 Burası yüzölçümü olarak dünyanın en büyük ikinci ülkesi ve bu kadar büyük bir coğrafyada elbette iklimler de çeşitli. Farklı eyalet ve şehirlerde farklı iklimler tecrübe ediyorsunuz. Örneğin Vancouver’ın havasının Antalya’ya benzetildiği, daha ılıman bir iklimi olduğunu biliyoruz. Öte yandan, Quebec eyaletine bağlı olan Montreal’de çok sert ve uzun bir kış mevsimi yaşanıyor.  Daha kuzey ve orta bölgesinde olan şehirlerinde ise Quebec’ten bile daha soğuk ve uzun kışlar yaşanıyor. Buna karşın, yılın 12 ayı kış yaşanmıyor. Aksine, belki Türkiye kadar net yaşamasa da 4 mevsimi yaşayan bir ülke burası. Yaz mevsimlerinde Montreal ve Toronto da müthiş keyifli ve canlı olan şehirlere dönüşüyor (diğer yerleri bilmediğim için onlara yorum yapmıyorum). Uzun bir kıştan çıkmış insanlar yaz dönemini çok daha hareketli ve sokaklarda geçiriyor. Festivaller ve parklarda etkinlikler dolup taşıyor. Deniz olmasa da, göl kenarı olan plajlara (3 tarafı denizlerle çevrili aşırı şanslı bir coğrafyada yaşayan biz Türk’leri şaşırtan seviyede) bir rağbet oluyor.

Kanada’da Kış

Peki kış mevsimi nasıl geçiyor, hayat duruyor mu? Kesinlikle hayır. Belki yavaşlıyor diyelim, ama kesinlikle durmuyor. İstanbul’da yere bir kar tanesi düşmesiyle beraber okulların (hatta iş yerlerinin) tatil edilmesi, belediyelerin yol çalışması için alarm vermesi gibi sıradışı durumlar elbette burada yaşanmıyor. Hayat her zamanki gibi devam ediyor ve insanlar işine ve okullarına normal bir şekilde gitmeye devam ediyor. Trafikte aksama yaşanmaması için hızla önlem almaya, altyapıyı buna göre yapmaya haliyle alışmış oldukları için kar yağması şok etkisi yaratmıyor.

Yer altı tünelleri

İnsanların ulaşımını ve soğuktan korunmasını kolaylaştırmak adına şehirlerde yer altından bağlantıları olan tüneller var. AVM’leri, metroları, büyük iş yerlerini bağlayan bu tüneller havanın -5’lerden aşağılara inmeye başladığı günlerde özellikle büyük kurtarıcı oluyor. Toronto Montreal kadar yer altı tünelleriyle ünlü olmasa da, burada da ilginç bağlantılı tüneller keşfetmeye başladık. Montreal’de ise şehir merkezini neredeyse baştan sonra dolaşan upuzun bir tünel sistemi var ve üniversite hayatım boyunca hayat kurtarıcı olduğunu söylememe gerek yok.

Dereceler

Yine büyük merak konusu olan başka bir soru da: Peki hava gerçekten -35’e düşüyor mu? Hem evet, hem hayır. 🙂 Evet, havanın -35’i gördüğü günler olabiliyor. Evet gerçekten korkutucu (düşüncesi bile içimi ürpertiyor), ancak bu oldukça istisnai ve yılda belki 1-2 gün olan bir durum. -5 / -20 aralığını daha sık görmek mümkün. Özellikle Ocak – Mart ayları arası daha soğuk geçiyor. Benim için kış mevsimiyle ilgili esas sorun, çok uzun sürmesi ve psikolojik olarak havanın hep soğuk olduğunu bilmenin yarattığı etki. Burada pek çok kişi, çareyi Ocak/Şubat aylarında Güney Amerika’ya tatil ayarlamakta bulmuş ve geldiğimizden bu yana pek çok defa bu öneriyi duyduk (Bu öneriyi kesinlikle alıyoruz ve uygulayacağız!).  Tam anlamıyla bir tropikal hava insanı olduğum için bu kadar soğukta ne işim var, bazen benim de kafam çok karışıyor. 😅 Ama hayat işte…

Kış Kıyafetleri

Burada kış geçirecekseniz, gerçekten iyi bir monta ve ayakkabıya ihtiyacınız var ve kim ne derse desin, bence bu konu pazarlığa açık değil. İstanbul’da giydiğiniz bir mont burada kesinlikle yetmeyecek ve boşuna vücudunuzu harap etmeye gerek yok. Bu nedenle, Kanada’da yaşamayı değerlendirirken iyi bir mont ve bot için yapacağınız yatırımı da masraflarınız arasına katın derim.

En Hassas ve Tartışmalı Konu Sağlık

Sağlık imkanlarının ücretsiz olması Kanada’yı pek çok ülkeye göre avantajlı ve cazip kılıyor. Hatta Amerika’dan bile pek çok kişinin (özellikle Trump’tan sonra) sağlık sisteminin avantajlı olmasından dolayı buraya gelmeyi düşündüğünü biliyorum. Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var: hizmetlerin hepsinin bedava olmasından dolayı bizim alıştığımız sağlık hizmetinden çok uzakta bir sistemle karşılaşıyorsunuz. Türkiye’de, bilek burkup acile röntgen çektirmeye koşturmak veya ishal olup acile gitmek ve serum taktırmak oldukça normal iken, burada bunlar için acile gitmekten vazgeçebilirsiniz. Zira, gittiğinizde doktor göremeyebilir veya iyi ihtimalle saatlerce bekleyebilirsiniz.

Burada canınız istediğinde bir muayene için arayıp randevu alabileceğiniz bir hastane veya klinik düzeni yok. Herkes, bir aile hekimliği gibi bir kuruma kayıt oluyor (bu arada bu kliniklere kayıt olmak için de kendiniz araştırma yapıp başvuru yapıyorsunuz – eğer kontenjan varsa kabul ediliyorsunuz veya yoksa, bekleme sırasına alınıyorusnuz) ve aile hekimi hastaneye yönlendirebiliyor. Sizin acil olduğunu hissettiğiniz bir rahatsızlığınız için aile hekimi MR isteyebilir, ancak hastane size 2 ay sonraya randevu verebilir.

Geçenlerde bir arkadaşımın anlattığı bir ‘acil’ hikayesini anlatarak sağlık konusunu toparlayayım hatta: arkadaşı motorla bir kaza geçiriyor ve bacağında epeyce büyük kesik/yarıklar oluyor. Dikiş gerektiği için apar topar hastaneye acil servise gidiyorlar. Kızcağız yaklaşık 8 saat bekledikten sonra ancak kendisine sıra geliyor ve o esnada, dikiş için vakit geçmiş olduğu için temizleyip bandajlayıp gönderiyorlar. Dikiş atılmadığı için kızın bacağında bu kazadan izler kalıyor elbette. Benim dinlerken içim ürperdi açıkcası – sabaha kadar o şekilde beklediğimi düşünemiyorum. Eğer şu anda Türkiye’den bu yazıyı okuyorsanız eminim içinizden ‘yok artık’ diye geçirmişsinizdir. İnanın, bunun gibi pek çok hikaye duyuyoruz ve dolayısıyla buradaki en büyük hedeflerimizden birisi HASTA OLMAMAK. Bizim gibi çoğu kişi sağlık konusunda endişeli ve alternatif yöntemler arıyor. Dolayısıyla, sağlık sistemi burada gerçekten öğrenilmesi ve alışılması gereken ve çok da kolay olmayan bir düzen.

Kanada'da Yaşam

İnsanlar & Kültür – Nüfus, Irkçılık, Çeşitlilik

Kanada’ya dair en sevdiğim ve en güzel yönlerden bir tanesi, geniş bir göçmen politikası olmasından ötürü inanılmaz multikültürel oluşu. Dünyanın her yerinden, her kültür, dil ve dinden insan var ve tam bir karışım içinde yaşıyorsunuz. Sokaklarda onlarca farklı dil duymak, çok ilginç insanlarla karşılamak mümkün ve bu en hoşumuza giden konu. Bazen Barış’la, ‘sokakta İngilizce’den daha fazla başka diller duyuyoruz’ dediğimiz oluyor inanın!

Kendinizi kesinlikle yabancı hissetmemenizi sağlıyor ve çok kolaylıkla adapte oluyorsunuz topluma. Çok iyi İngilizce veya Fransızca bilmeden bile buraya gelerek hayatını rahatlıkla idame ettiren, iş ve sosyal hayata karışan binlerce kişi var. Bu çeşitlilikte siz de kendinize bir yer buluyor ve hayata karışıyorsunuz. Eğer göçmen olarak geldiyseniz,  Service Canada’nın adaptasyonunuzu daha da kolaylaştırmak için hizmetleri de var, bunlara da bakabilirsiniz.

‘Peki çok kolay arkadaş edinir miyim’, diye sorarsanız, ‘bu tamamen size bağlı’ derim. Burada benim gözlemim, genel halk biraz daha yalnızlığa, bireyselliğe meğilli. Yalnız yaşayan veya köpeğiyle yaşayan çok ciddi bir nüfus var ve birçok insanla kuracağınız iletişim, ‘small talk’, yani ayaküstü bir sohbet seviyesinde kalıyor. Bir adım daha ileriye götürüp gerçekten bir samimiyet kurmanın, daha sıcak kültürleri olan Akdeniz toplumlarında olduğu kadar kolay olmadığını ve çok benzemediğini düşünüyorum. Benimle aksi fikirde olanlar veya farklı tecrübeleri olanlar muhakkak olabilir. 🙂 Ancak ben çok kolay samimiyet kuramayabileceğiniz olasılığını göz önünde bulundurum derim.

İş Hayatı

Kanada’da iş pazarı özellikle Toronto’da gerçekten oldukça hareketli ve çok gelişiyor ve genişliyor. Hızla büyüyen teknoloji sektörü ve artan startup’lar, burada ciddi bir ekonomi ve iş imkanı yaratıyor. Birçok büyük ve uluslararası şirketin de burada ofisleri/merkezleri var. Aynı zamanda, şehrin genel anlamda hızla gelişmesi, büyümesi ve dünya genelinde daha çok ilgi çekmesi nedeniyle de büyüyen bir ihtiyaç var. Bununla birlikte, hangi alanda çalıştığınız veya çalışmak istediğinize göre, iş imkanlarını iyi veya zorlu bulabilirsiniz. Neticede pasaport kontrolden geçen herkese şakır şakır iş dağıtmıyorlar. Tercihen buranın iş kültürünü tanımanızı, dilinizin kuvvetli olmasını ve kimi meslekler için Türkiye’de bizim çok yaygın olarak ihtiyaç duymadığımız ama burada önemli olan sertifikalara sahip olmanızı isteyebiliyorlar. Dolayısıyla kendi meslek grubunuz için detaylı bir araştırma yapmayı şiddetle öneririm. Şirketlerin beklentilerini anlayabilmek için de Linkedin’den faydalanabilir, iş ilanlarındaki aranan özellikleri inceleyebilirsiniz. Bu sayede daha hazırlıklı hissedeceğinize eminim.

Kanada’da iş hayatında yan haklar

Çalışma saatleri ve yan haklar konusunda ise haberler güzel 🙂 Çalışma saatleri genelde 32-35 saat arasında ve yılda 3-4 hafta tatil imkanı büyük şirketler arasında epey yaygın bir uygulama. Şirketler, işsizlik sigortası ve emeklilik fonunuz için bir ücret de ödüyor ve bu sigortadan, işsiz kaldığınız veya doğum/ebeveyn iznine ayrıldığınızda faydalanabiliyorsunuz. Aile konusuna burada büyük önem veriliyor ve hassasiyet gösteriliyor. Eğer çocuğunuzla ilgili birşey varsa, bunun için işinizden izin almanız gayet doğal ve rahat. Kimi şirketler, devletin sağlık sisteminin karşılamadığı diş, göz ve ilaç için ayrı bir özel sigorta imkanı da sağlıyor. Eğer şirketiniz bunu yaptırmıyorsa kendiniz de yaptırabiliyorsunuz. Son olarak, Türkiye’den farklı olarak, buradaki şirketlerde yemek veya yemek fişi vermek diye birşey yok. 2010’da ilk iştecrübemde bunu çok yadırgadığımı ve evden yemek getirme olayına alışamadığımı hatırlıyorum. Çalışanlar çoğunlukla beslenme çantası gibi bir pakette evden yemeklerini götürüyor ve ofiste yiyorlar. Ofislerde mikrodalga var elbette, soğuk yemiyorsunuz 🙂 Her gün dışarıdan yiyecek olduğunuzda, ortalama 15CAD’dan aşağıya çıkmanız çok zor – ki bu da ayda büyük bir maliyet ediyor! Yani yaşasın #sefertasıhareketi. 🙃

Kanada'da Yaşam

Kanada’da Seyahat, Kanada’DAN Seyahat

Kanada’nın dev bir coğrafya olmasından dolayı, bizim hayatımızdaki en büyük fark çok daha az seyahat edebilmek oldu. Kanada içinde başka bir şehre dahi gitmek isteseniz, mesafeler oldukça uzak ve bu nedenle de ulaşım pahalı. Kanada içinde uçuşları olan iki ana havayolu var: AirCanada ve WestJet. AirCanada daha ağırlıklı olarak yurtdışı uçuşlarda aktif olduğu için opsiyonunuz azalıyor 🙂 Tren ve otobüsle de seyahat mümkün ve hatta epey tercih ediliyor, ancak yine de çok ucuz olduğunu söyleyemem. Örneğin Thanksgiving’de, Montreal biletlerimizi erken almamıza rağmen 300CAD’a alabilmiştik.

Buradan Avrupa’ya veya Asya’ya gitmek için ise haliyle çok daha büyük maliyetlere katlanmak gerekiyor. Öte yandan, Türkiye’den çok uzak olduğu için uçak biletlerinin çok pahalı olduğu Güney Amerika ülkeleri buradan 4-5 saatlik uçuşlarla ulaşılabiliyor. Özellikle Küba ile turizm anlaşmaları bulunduğu için Küba’ya uygun turlar bulmak mümkün. Yani bir yerden fedakarlık ediyor, bir yerden de yeni bir dünyayla tanışıyorsunuz gibi bir durum var.

‘Yurtiçinde seyahat nasıl’ derseniz, şehir merkezlerinden biraz uzaklaştığınız anda gezilecek çok çok fazla milli park ve doğa harikası yerler var. Çok uzaklara gitmeden de müthiş bir doğa tatili yapmanız, burada meşhur olan chalet’lerde (dağ evi) tam ‘hygge‘ modunda günler geçirmeniz mümkün. Özellikle de arabanız varsa buralara gitmeniz, haftasonu kaçamakları yapmak çok daha kolaylaştıracaktır. Yoksa da kolaylıkla kiralayabilirsiniz. ‘Peki Batı yakasını görmek istiyorum, nasıl yaparız?’, derseniz – yanıtı uçak veya tren! Tren, bildiğim kadarıyla bir haftaya yakın sürüyor! Uçakla ise 5 saat gibi bir uçuşla varılıyor ve fiyatları büyük çoğunlukla 600-1000CAD aralığında değişiyor. Düşünün, ülkenin bir ucundan diğer ucu bu kadar uzak! 🙂

Kanada’da Türk Ürünleri Bulmak

Bu kadar multikültürel, bu kadar Türk’ün yaşadığı bir ülkede Türk ürünleri bulamamak şaşırtıcı olurdu değil mi? Elbette bulabiliyorsunuz, hatta alasını! Abur cuburundan ev yapımı mantıya, kasap sucuğuna, zeytin, beyaz peynir, çay, reçel ve salçaya kadar. İstanbul Marche adındaki Türk marketi, yaklaşık 20 senedir hem Montreal’de hem Toronto’da hizmet veriyor ve gerçekten envai çeşit ürün getiriyor. Biz çaydanlığımızı bile geçenlerde buradan aldık 🙂 Buradan pek çok ihtiyacınızı karşılayabileceğinizi düşünüyorum, ancak elbette tek market değil. Başka daha ufak olan marketler de mevcut ve Facebook gruplarından bunların isimlerini öğrenebilirsiniz. Arap ve Yunan marketlerinde de yine bizim ürünlerimizden veya muadillerinden bulmak mümkün – dolayısıyla Türk marketlerine uzaksanız bu alternatiflere de bakabilirsiniz.

Kanada'da Türk Restoranları Kanada'da Türk Restoranları

Kanada’da Türk Restoranları

Restoranlar konusunda ise pek çok seçenek var ve gördüğümüz kadarıyla özellikle pide (Turkish Pizza) burada epey ünlenmiş. Döner, kebap, kahvaltı ve baklava da diğer yaygınlaşan Türk yemekleri arasında. Açıkcası, bir kebap olsa da yesem diye çok düşünmem, döneri daha çok severim. Ama geçtiğimiz günlerde, neredeyse Türkiye’de yediklerimizden daha iyi yemekleri olan bir kebapçıya gittik Baran’s Turkish Cuisine & Bar diye. Salaş değil, fine dining modelinde bir restoran ve alkol de var. Biz öğleden sonra saatinde gittik, içerisi boştu ancak akşama büyük bir hazırlık vardı ve hemen hemen tüm masalar rezerveydi. Bu kadar başarılı olduğunu görmek çok hoşumuza gitti. Biz de müthiş keyif alarak, biraz da duygusallaşarak ayrıldık oradan. Cuma-Cumartesi akşamları fasıl canlı müzik bile oluyormuş, en kısa zamanda yeniden gitmeye karar verdik. 🙂

Birkaç Türk restoran ismi vermem gerekirse,

Montreal’de: 

Toronto’da:

Düşündüğümden çok daha fazla detaya yer verdim – umuyorum ki rehberi faydalı bulursunuz, Kanada’da yaşamla ilgili sorularınızın bir kısmına olsun yanıt verir!

Kanada’da yaşamla ilgili diğer yazıları okumak için buraya bakabilirsiniz. 

You Might Also Like