KARAYİPLER

Neden Küba Değil De Porto Riko’ya Gitmelisiniz

21/10/2014

Tanıdığım pek çok insanın Küba’ya merakı ve gitmek için uzun vadede bir planları vardır. Aynen benim de zamanında olduğu gibi. Biraz klişe olacak ama, Dirty Dancing Havana Nights filmini izledikten sonra hangimizin Küba’yla ilgili hayranlığı tavan yapmadı ki? Filmi lisede Ayşegül’le izlediğimizden itibaren bir gün gideceğimizi biliyorduk ve sonunda hayal gerçek oldu, Kanada’da üniversitedeyken bir bahar tatilinde gittik. Havana ve Varadero’yu içeren bir tatilde, toplam 1 hafta kaldık, Havana’yi karış karış gezdik. Ancak bu yazıda size Küba’yı anlatmayacağım. 🙂 Neden Küba’ya değil de, Porto Riko’ya, San Juan adasına gitmelisiniz, onu anlatacağım.

Gittiğimiz cruise’un rotası dahilinde bir günü San Juan’da geçirdik. Yukarıda gördüğünüz haritanın sağ alt köşesindeki limana demir attıktan sonra tüm gün sehri keşfederek geçirdik. Gördüğünüz yerleşimin tamamı yürünebilir bir alan. Tabii yürümek yerine, bizim gibi yolun bir kısmını Mastercard’in sponsor olduğu ve adanın büyük bir kısmını çeşitli duraklara uğrayarak gezdiren trolley’lere binerek de gezebilirsiniz (ki tavsiye olunur, çünkü her ne kadar yürünebilir olsa da, hava sıcaklığını düşününce başınıza güneş geçme ihtimali var). Yine haritadan göreceğiniz üzere, adanın neredeyse tüm kıyıları surlarla çevrili. Hatta bu sebeple, “La Ciudad Amurallada” veya “Duvarlı Şehir” olarak da anılıyor.

İspanyol kolonileri tarafından kurulan şehir, Amerika’nın yetkisi altında bulunuyor ve Karayipler’in de en hareketli limanına sahip. Pek çok Amerikan banka, mağaza ve restoranlarının olması ve Amerikan düzeninin kurulmuş olması, sehrin İspanyol görüntüsü ve havasını bozmamış bana kalırsa. Aksine, Amerika’daki standartların ve güvenin burada da sağlanmış olması bana daha cazip geldi. Şehrin mimarisi, özellikle de Old San Juan denilen, sehrin daha tarihi ve dolayisiyla turistik bölgesi, Havana’yi fazlasıyla andırıyor. Rengarenk evler, kare taslarla döşenmiş yollar ve sokak satıcılarıyla bana kalırsa hatta pek de fark yok. Öte yandan, sehir merkezi değil de adanın kıyılarına gittiğinizde alabildiğine yeşil alanlara, kalelere ve plajlara ulaşıyorsunuz.

Calle Fortaleza, ufak yerel butik ve sanat atölyeleriyle dolu, harika ıvır zıvırlar bulabileceğiniz ve yerel yemekler yiyebileceğiniz restoranların olduğu, atlanmaması gereken uzunca bir sokak. Bu arada, dükkanlarda çalışan pek çok Amerikalı’ya rastlayacaksınız, çünkü cogu, San Juan’ın müthiş dünyasına kapılıp buraya yerleşmişler.

Havana değil de, San Juan’ı görün dememin sebebi, aralarında gerçekten büyük benzerlik olmasının yanında, San Juan çok daha güvenli hissettiren ve sürekli turist oldugunuz icin kırpılmaya çalışmadığınız bir yer. Havana’da tam aksi tecrübe ediliyor maalesef, çünkü halkın gelir düzeyi çok düşük ve turist ilgi odağı olmak bir gelir kaynağı haline gelmiş. San Juan, günün birinde bir delilik yapıp da pılı pırtıyı toplayıp gidiyoruz dediğimizde yerleşmeyi isteyeceğimiz bir sehir oldu bizim için; hakikaten o kadar güzel.

 Son olarak birkaç not:

* Porto Riko’daki yaptığınız alışverişlerden sonra fişlerinizi saklayın, çünkü her fişin altında bir loto numarası var ve turist olsanız da piyango size vurduğunda hakkınızı alabiliyorsunuz!

* Plantain’li birşeyler yeyin! Muz familyasından olan bu meyvenin atıştırmalıkları inanılmaz lezzetli.

* Caleta de San Juan’dan San Juan Gate’ine doğru mutlaka yürüyün; burası benim hayatımda gördüğüm en yeşil sokaktı.

* Calle Fortaleza’daki yerel atölyelerden San Juan’in renkli evlerinin olduğu biblolar, resimler, magnetler almayı unutmayın.

You Might Also Like