KONYA

Fotoğraf İçin Harika Bir Yer: Tuz Gölü

23/05/2016

Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt

Yıllarca Ankara’da yaşayıp neden Tuz Gölü’nü hiç görmedim, neden son 1-2 yıla kadar hiç methini duymadım, fotoğraflarına denk gelmedim, bilmiyorum. Geçtiğimiz sene annemler Mersin’e giderken uğradığında ve tuzdan yapılmış birkaç ürün aldığında ilk kez merak ettim; beraber de gidelim diye konuştuk. Son zamanlarda ise Instagram’da takip ettiğim birkaç fotoğrafçı gölde çektikleri o kadar güzel fotoğraflar paylaştı ki, merakım git gide arttı. 19 Mayıs tatili için anneannemleri ziyaret için çıktığımız Mersin yolunda, Ankara’ya yaklaşık 150 KM olan, Türkiye’nin ikinci büyük gölüne de uğradık. Plansız bir durak olduğu için ayakkabı ve fotoğraf ekipmanı olarak hazırlıksızdım, ama mümkün olduğunca birşeyler çekmeye çalıştım ve ayaklarımızın acısına dayanamayana kadar gölde kaldık, zira tuzun ayak sağlığı için faydaları pek çokmuş. Bir de vücuttaki elektriği aldığı için bolca vermeye çalıştık 🙂

Göle yaklaştığınızda, yolun sağında ‘X KM sonra ücretsiz giriş’ yazan tabelalar başlıyor, dolayısıyla nerede duracağınızı aramanıza gerek yok, zira birileri gölü sahiplenmiş olacak ki, göle ücretsiz girme hakkını size onlar veriyor (!!). Arabanızı park ettikten sonra tuz ürünlerinin satıldığı ufak bir dükkandan geçerek göle ulaşıyorsunuz ve eğer bizimki gibi puf bulutların olduğu bir güne denk gelirseniz sizi çok enteresan bir görüntü bekliyor. Bulutların gölün üzerindeki yansıması nefis ve manzara çok ıssız (etrafınızdaki insanları saymıyorum); gölün sonunu görmüyorsunuz.

Ben gölde yürümenin ayaklarımı deli gibi acıtacağını bilmiyordum ve ayakkabımı çıkarana kadar da pıtır pıtır yürüyen insanlar gördüğüm için aklıma hiç gelmemişti. Tuz tortulları ciddi anlamda ayaklarınızın altını acıtıyor ve su da sıcak olduğu için serinleyemiyor zavallı ayaklar. Barış ve Alp benden çok daha fazla dayandı, bense terliğim olmadan hareket edemediğim noktada bırakıp bekledim (bez ve kapalı ayakkabılarım olduğu için çıkarmıştım ama sonradan Barış’ın terliklerini aldım). Önerim, göle gidiyorsanız Crocs gibi tabanı sert ama suda rahat yürüyebileceğiniz bir terlikle gidin. Ya da yağmur çizmesi de olur 😀 Bir de, fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, bir tripodla birlikte gitmenizi önerebilirim, zira manzara çekim yapmak içim çok sıradışı güzel ve makinanızı sabitlemek isteyebilirsiniz!

Günbatımında özellikle muhteşem olacağını düşündüğüm Tuz Gölü, maalesef pazarlaması hiç iyi yapılmayan ve çok yaygın olarak bilinmeyen bir doğa harikası daha. Böyle yerlere her gidişimde, yurtdışında olsaydı nasıl el üstünde tutulacağını ve cazip bir durak haline getirileceğini, tesis ve marka yaratılacağını düşünmeden edemiyorum ve üzülüyorum. Vasatın altında, çay-kahve-gözleme servis eden ufak bir kafe, bir büfe, bir de tuzla yapılmış ürünler satan 1-2 dükkan dışında hiçbirşey yok. Parayla girdiğiniz tuvaletinde ise ne kapıların kolu var, ne peçete, ne birşey. Üşenmeyip taa Japonya’dan bile gölü ziyarete gelmiş yabancı turistleri, kapısı kapanmayan alaturka tuvaletlerle şaşkına uğratmakta üstümüze yok ne yazık ki… Bu olumsuz taraflarına rağmen, gölü görmenizi, fotoğrafa merakınız varsa da mutlaka makinanızı yanınızda götürmenizi öneririm!

Umarım fotoğrafları beğenirsiniz!

Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt

(yerdeki tortulların boyutunu görüyor musunuz? işte ayakları acıtan onlar)

Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz KağıtTuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt Tuz Gölü Gezisi & Fotoğrafları - Tuz Gölü - Sevgili Beyaz Kağıt

  • Ebru “EBRUSHK” Karaçar

    Özge’cim fotoğraflarının her birine ve yine yazının ana fikirden hiç uzaklaşmayışına bayıldım! O kadar şahane kareler yakalamışsın ki sanki yerle gök birmiş de insanlar bulutların üzerinde yürüyormuş gibi çıkmış. Hollywood’lu yönetmenler orada ne filmler çekebilirler aslında değil mi, dediğin gibi “tanıtabilsek” neler olur da işte…

    Hiç gider miyim, yolum düşer mi bilmiyorum ama görmeye değeceğine sayende kesinlikle ikna oldum! Bu tür yerlerde WC’lerin ve girişlerin ücretli olmasına karşı değilim – sonuçta bakım için işçi çalıştırılması & malzeme alınması vesaire şeyler için bir bütçe gerekli ama Turizm Bakanlığı’nın da bu gibi şeyleri rahatlıkla karşılayabilecek olduğunu düşünüyorum. En azından yurt dışında olduğu gibi yerli turistten ücret alınmasa & bu açık yabancı turistin getirdiği yabancı kur ile kapatılsa her birimiz ne kadar çok gezeriz diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum…

    Neyse, daha fazla konuşup memleketi kurtarmaya çalışmayayım – ellerine sağlık, gezmeye görmeye ve bize de göstermeye lütfen devam! Sevgiler!

    • Elif Ozgecan Celik

      Kesinlikle Ebru, keşfedilse ve doğru anlatılsa gerçekten neler neler çıkarılır böyle değişik bir doğadan ve manzaradan! Maalesef yurtdışında olsaydı kıymeti çoktaaan bilinirdi ama bizde de geç olsa bile razıyım. 🙂

      Özellikle Istanbul’da yaşayanlar için yeri ters kalıyor, ama belki bir gün Kapadokya’ya gidecek olursanız, oraya yakın sayılır, öyle bir durak yapılabilir. Zaten yazıda da belirtmeye çalıştığım gibi öyle çok uzun vakit geçirilmiyor, yarım saatlık mola yeri olarak değerlendirilir. (Tabii uzun uzun fotoğraf çekilecekse o ayrı :))

      Çok teşekkür ederim güzel yorumun için, öpüyorum!! 😘

  • Bulutların suya yansıdığı görüntü ve manzaralara hep bayılırım, instagram’a koyduğun fotoğrafa da bayılmıştım. Çok görülesi bir yermiş hakikaten, sen anlatana ve gösterene kadar da pek ilgimi çekmemişti. Ne tarihi eserlerimizin, ne doğal güzelliklerimizin azıcık bile kıymetinin bilinmediği, inanılmaz güzel ama çaresiz topraklarda yaşıyoruz. İyi ki gezmiş ve anlatmışsın <3

    • Elif Ozgecan Celik

      Anlatılmadıkça hiç meraklanmıyoruz sanırım ve öyle çok yer var ki buna benzer. Çok sevindim yazının merak uyandırdığına 🙂 Yani gittiğinde yapacak çok birşey yok, ama görmek, tanımak, biraz yürümek ve aslında böyle sıradışı yerlerin ülkemizde olduğunun farkındalığını kazanmak bile yeter. Teşekkürler Eylül! ☺️

  • Pingback: 2016 Biterken... - Sevgili Beyaz Kağıt - Lifestyle Blog()