KİŞİSEL PRAG YURTDIŞI

Tesadüfler, Yeni Kapılar, Yolculuklar

06/02/2017

Prag Gezisinden Notlar

Cesaret etmeden ve risk almadan hayatın karşımıza çıkarabileceği fırsatları göremiyoruz. Ancak o kapıyı bir defa aralayınca, belki tanıdık bir yoldan gidemiyoruz, zorlanıp korkuyoruz, ama kendi yolumuzu çizme şansını elde ediyoruz. Benim için 2015’ten beri gittiğim yol tam bir maceraydı; çok inişleri de oldu, ne yalan söyleyeyim. Ama hep daha çok büyüyerek ve güçlenerek yoluma devam ettim ve konfor alanının cazibesine direndim. Ağustos ayında, bu seçimlerim beni şu anda çalıştığım firmayla tanıştırmıştı. Başta çok güvensiz gibi görünebilecek tarafları varken, benim için çok önemli artıları da olan bir işti (ofis bağımsız çalışabilmek, yabancı bir ekiple çalışmak ve evimin konforunda olmak gibi). Zaman içinde işim evrildi, değişti, hep yeni şeylere dönüştü. Son haftadır sessizliğimin sebebi de, ‘ofissiz’ çalışan ekibimizin Çek Cumhuriyeti’nde bir araya geldiği bir haftalık bir workshop’tu. Ve bu workshop’ın sonunda yepyeni başka bir rolle dönüyorum ve çok heyecanlıyım! Hayat sürekli karşıma yeni kapılar çıkarıyor, ben de terredüt etmeden açıp şansımı deniyorum. Bu da güzel bir kapı olur heralde, değil mi? 🙂

Bu arada seyahat etme konusunda aşırı rahat ve keyfini süren biri olmama rağmen, yola çıkarken ilk kez bir yolculuk için tedirginlik hissediyordum; çünkü tanımadığım bir şehirde, tanımadığım 9 kişiyle koca bir hafta geçirecektim. Prag’da buluşup Jablonec adlı ufacık, çoğunlukla 70+ yaş grubundan 60.000 nüfusu olan, karlar altında bir şehire gittik hep beraber. İstanbul’un kaosundan sonra Jablonec’le ilgili ilk düşüncem ‘insan burda huzurdan sıkılır’, oldu. Yürüyerek şehri gezeyim deseniz maksimum bir saat gezebilecek kadar malzeme var! Workshop için her gün Jablonec’ten Semily adlı başka bir şehre gittik (30 dakika mesafede), yine aynı sükunette. Fakat yeni tanıştığım ekiple kaynaşıp bu ölü şehirlere neşe getirmemiz sadece birkaç saatlik sohbetle halloldu! Toplamda 7 farklı milletten 9 kişi, harika bir hafta geçirdik, çılgın fikirler ürettik, birbirimizden hem iş, hem yaşamlarımız ve kültürlerimiz hakkında inanılmaz çok şey öğrendik. Sabah 8’de güne başlamamıza rağmen, her akşam geç saatlere kadar sohbeti bırakıp odalarımıza dönemedik. Hayatımda beni en besleyen haftalardan biri olduğu şüphesiz.

Tüm hafta boyunca sadece bir kez boş günümüz olduğunda, dört kız bir arabaya atlayıp Prag’a gittik, ancak o araba macerası akıllara zarardı! Muhtemelen hayatımdaki en stresli saatlerden birkaçı da o arabada geçti. Yarım günlük Prag turunda şehri ne kadar deneyimleyebildiğimiz tartışılır, ama yine de en sembolik üç yere gitmeyi yetiştirdik: Prag Kalesi, Saat Kulesi ve Charles Bridge. Çok soğuk ve gri bir gündü, bu nedenle şehrin renklerini hiç göremedik, ama içimden bir ses Prag’ı tekrar farklı mevsimlerde de göreceğimi söylüyor! 🙂

Kısacık süredeki tek tük gözlemlerim: Prag yürümek için harika bir şehir, arabaya hiç gerek yok, tarihi dokusu ise inanılmaz, çok iyi korunmuş. Gezerken kendinizi film setinde gibi hissediyorsunuz. İnsanları (çoğunlukla) iyi, neşeli ve samimi, içki ve yemek ucuz, kızları da erkekleri de çok güzel. Restoranlar genelde iyi ama Çek yemekleri hiç bana göre değil, çok ağır. Bir de tanıştığım tüm Çek’lerin ortak özelliği: ülkelerini çok seviyorlar! Sırf bu konuya ayrı bir yazı yazılır, o yüzden bunu başka zamana bırakıyorum.

İşin yoğunluğundan dolayı çok keşif yapıp fotoğraf çekme imkanım olmadı, ama olduğu kadarının fotoğraflarını ekliyorum.

Bu arada şu anda daha henüz 24 saat geçmeden yeniden havaalanındayım ve bir saate Bali’ye uçağımız var! Heyecan dorukta.

Hayatınızdaki tesadüflere ve risklere pozitif yaklaşarak kalın!

Sevgiyle ❤️

Prag Gezisinden Notlar Prag Gezisinden Notlar Prag Gezisinden Notlar Prag Gezisinden Notlar
Prag Gezisinden Notlar Prag Gezisinden Notlar
Prag Gezisinden Notlar Prag Gezisinden Notlar Prag Gezisinden Notlar Prag Gezisinden Notlar

You Might Also Like