ŞEHİR HAYATI

Yaşadığımız Ülkeden Taşınma Sendromu ve Taşınmak İçin 3 Sebep

16/05/2017

Yasadigimiz ulkeden tasinma sendromu

Bu yazı, ‘neden ülkeden taşındım‘ veya ‘nasıl başardım‘ öyküsü değildir, baştan söyleyeyim. 🙂  Zira olaya bu bakış açısıyla bakmayı reddediyorum. ‘Yaşadığımız ülkeden taşınma sendromu‘nu yaşayan nadir toplumlardan olduğumuzu fark ettiğim için, bir süredir bu konuyla ilgili aksiyonları, eğilimleri değerlendiriyor, gözlem yapıp sorguluyorum.

Öncelikle, ilginç bir vakayız, bu net. 🙂 Başka bir eve, şehre veya ülkeye taşınma olayı biz Türkler’de inanılmaz abartılan, imkansızlaştırılan bir konu. Aylarca, hatta belki yıllarca düşünülen, aklımızın bir kenarında hep hayali kurulan, birisi bir yere gittiğinde derin ‘ah‘lar çektiren, ‘acaba ben de başarabilir miyim bir gün‘, diye hayranlıkla arkadan baktıran bir konu. Bu arada kendim de bu bakış açısının yakın zamana kadar bir parçasıydım, o yüzden böyle düşünenleri anlamıyorum gibi bir durum yok, yanlış anlaşılmasın. Hatta şu anda da evimizden taşınma evresindeyken hafif bir duygusallık içerisinde olduğumu da itiraf edeyim. Ancak epeydir bu konuya olan yaklaşımızı sorgulayıp, neden böyle olduğuna dair kafa yoruyorum ve fark ettim ki, bu olay bizde tamamen kendi kendimize zorlaştırdığımız ve gözümüzde büyüttüğümüz bir konu! Yanlış siyasi ve ekonomik politikalarımızın, pasaportlarımızın, belki de dövize karşı para birimimizin güçsüzlüğü bizi de dünyaya karşı güçsüzleştiriyor olabilir, bunlar gerçekler. Ancak kendi kendimize inanılmaz bir psikolojik engel koyuyoruz, bu da işin itiraf edilmesi gereken tarafı.

Neredeyse 1 yıldır tamamı uzaktan çalışan ve dünyanın her yerinden ülkelerde yaşayan bir ekiple çalışıyorum. Bununla bağlantılı olarak, network yaptığım, tanıştığım yeni kişiler anlamında da kendimi nispeten daha uluslararası bir komünitenin içerisinde buldum. Bu süredeki sohbetlerimizde fark ettiğim birşey var ki, o da taşınma konusunun biz Türkler için çok büyük bir mevzu olduğu! Eşyalarına, alışkanlıklarına, çevresine, bir gruba aidiyet hissetmeye ve bahanelerine çok sıkı sıkıya bağlı bir milletiz. Bunları olumsuz özellikler olarak yazmıyorum, yanlış anlaşılmasın. Yalnızca durum tespiti. Ben kendimi çok açık fikirli, çok esnek ve hızlı karar verebilen, değişime çok açık biri olarak tanımlarken bile, yurtdışına taşınma ihtimalini değerlendirirken ‘acaba ne pahasına olursa olsun ülkemi bırakmamalı mıyım‘ diyen ‘vatansever’ iç sesimle çelişirken buluyorum kendimi. Oysa ki yurtdışındaki arkadaşlarım için taşınmak eyleminin anlamı, ‘vatanını terk etmek’ anlamına gelmiyor. Kendi öncelikleriyle örtüşen, farklı imkanlar bulabilecekleri yerlerde yeni bir deneyim yaşamak için taşınıyorlar. Yani aslında mevzu çok basit: taşınmak veya hayatına yeni bir şey katmak ihtiyacını hissediyorsan, olayı büyütme. Git o deneyimi yaşa, sonra başka bir arayışın veya önceliğin olduğunda ona göre yeniden yer değiştir veya sabitlenmeye hazırsan, sabit bir düzen kur.

Bence taşınmak için sebep çok, ama gelin 3 tane genel ve çok önemli nedene değineyim.

Neden taşınmalıyız?

Kendinizi tanımak

Yeni bir yere taşınarak konfor alanınızdan çıkmak, bilmediklerinizin, bildiklerinizden fazla olduğu bir ortama doğru hareket etmek, tanıdığınız insanlardan uzağa gitmek kendinizle ilgili bilmediğiniz birçok özelliğinizi ortaya çıkarabilir. Sandığınızdan çok daha fazla şeyi halletmeye gücünüz ve beceriniz olduğunu keşfedebilir, gelişebilirsiniz. Sırf kendinizi yeniden tanımak için bile taşınılır bence!

Korkularınızdan kurtulmak

Hayatımızı hep aynı yerde, güvenli hissettiğimiz bir alanda geçirdiğimizde, fark etmeden birçok korkuya sahip olabiliyoruz. Yeni insanlarla tanışma korkusu, yalnız kalma korkusu, güvensizlik hissi, ve daha nicesi. Taşınarak o bilinmez bölgeye gittiğinizde, korkuların hepsiyle yüzleşmek durumunda kalıyorsunuz. Kanada’ya ilk taşındığım yılı hatırlıyorum da, sanki dünyada yapayalnız kalmışım, bir ihtiyacım olsa kimseye ulaşamayacakmışım gibi hissediyordum. Halbuki okyanusa düşünce hayatta kalmak için yüzmeyi öğreniyorsunuz. Hayatımdaki en önemli ve beni büyüten tecrübelerimden biri oldu orada geçirdiğim 4,5 yıl. Özgüveninizi artırmak ve hayatta güçlenmek isteyen herkese ilk önereceğim şeylerden biridir! 🙂

Açık fikirli olmak

Aynı insanlar, ortam ve kültürle yıllarca etkileşimde oldukça, günlük hareketlerimizi belli bir çember içerisinde gerçekleştirdikçe, aslında git gide dünyamızı sınırlıyoruz. Kelimelerimiz, aktivitelerimiz ve ilgilerimize farkında olmaksızın bir sınır geliyor, kendimizi rutinler ve tekrarlayan döngüler içinde buluyoruz. Hatta çoğumuzun şikayet ettiği de bu rutinlerden sıkılmış olmamız değil mi zaten? Haftasonlarına, tatillere biri iki ufak seyahat sıkıştırdıkça, ‘oh be, nefes aldım, yenilendim’ deyip dönmüyor muyuz? İşte bu küçük kaçamakların ötesine geçmek, gerçekten dünyayla etkileşimde olmak, başka bir kültür tanımak, sorgulamak ve kendi duvarlarımızı yıkmak için taşınmak birebir.

Siz taşınmayla ilgili ne düşünüyorsunuz? Çok mu radikal, çok mu normal? Ya da taşınmak isteyip korktuğunuz şeyler var mı?

You Might Also Like