YURTDIŞINDA YAŞAM

Yurtdışında Yaşama Dair Bir Seri: Barselona’dan Merhaba – Mimoza Cendey

19/11/2018

Google Trends’in Türkiye için olan verilerine göre, ‘yurtdışında yaşamak’ konusunun, 2012’den bu güne her yıl artış gösteren bir arama trendine sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Eğitim, kariyer, deneyim, değişiklik, merak gibi çok çeşitli motivasyonlarla bu konuyu daha fazla araştırıyor, yıldan yıla daha globalleşiyoruz. Yurtdışında yaşayan Türklerin de, seyahat edenlerin de sayısı kat kat artıyor. Benim çok sevindiğim bir durum, çünkü ne kadar çok yer görür, tecrübelerimizi artırırsak, kendimize o kadar geniş bir vizyon için imkan yaratıyoruz bence. Herkes bir yerlere taşınsın diye bir savunmam kesinlikle olmamakla birlikte, gidecek olanlar için de doğru bilgi ve deneyimleri duymanın ne kadar önemli olduğunu biliyorum. İnsan büyük kararlar verirken çok fazla bilgiye, araştırmaya ihtiyaç duyuyor. En tarafsız, en doğru bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz, gitmeden olabildiğince fikir edinmeye çalışıyoruz ki kendimize uygun bir seçim yapalım, karşılaşacağımız durumlarla hazırlıklı olalım. Gidip de şok olmak, ‘ben hiç bunu beklemiyordum ama’, demek de var ipin ucunda! 😅

Yurtdışında Yaşama Dair Bir Seri: Röportajlara Başlıyoruz

Yurtdışında yaşamakla ilgili kendi tecrübelerimi aktardığım pek çok yazı yazdım bugüne dek – hatta Kanada’da Yaşam başlığı altında en son buraya toplamaya da başladım ufak tefek. Kendim araştırma yaparken internet ve sosyal medya denen bilgi havuzundan o kadar çok faydalandım, o kadar değerli bilgiler edindim ki, insanların kendi tecrübelerini paylaşmasının ne kadar değerli olduğunu çok iyi biliyorum. Merak ettiğimiz yerler konusunda, bizzat orada yaşayan birilerinin ağzından, tecrübelerini dinlemek bence müthiş birşey ve çok yol gösterici olabiliyor. Bu nedenle de, aklımda bir süredir olan bir fikri hayata geçirerek, yurtdışında yaşama dair birebir tecrübeleri dinleyebileceğimiz bir röportaj serisine başlamaya karar verdim. Böylelikle, dünyanın dört bir yanında yaşayan kişilerin deneyimlerini sizlerle bir solukta okuyabileceğiniz şekilde paylaşmayı umuyorum.

İlk röportajda tapas cenneti Barselona’ya gidiyoruz: Mimoza Cendey’le tanışın!

Ben Mimoza’yı yanılmıyorsam 6 ay kadar önce Instagram’da tanıdım ve o günden beri de storylerine, rengarenk fotoğraflarına ve kahkahasıyla yaydığı harika enerjiye bayıldığım için sıkı takipteyim. Barselona’daki cıvıl cıvıl sokak festivallerinden tutun da, şahane tapas restoran önerilerine, şehirle ilgili tarihi ve kültürel bilgilere kadar pek çok şek bulacağınız şahane bir hesabı var. Kanada gibi çok daha soğuk bir iklim ve kültürde yaşayınca haliyle biraz içimi ısıtmak için de onun hesabında turlamak iyi geliyor! 🙂 O zaman ben lafı uzatmadan mikrofonu kendisine devrediyor ve sizi, Barselona’da yaşam konusunda ışık tutacak yanıtlarıyla başbaşa bırakıyorum.

Ne kadar süredir Barselona’da yaşıyorsun? Taşınmadaki motivasyonların nelerdi ve nasıl karar verdin?

Ben Barselona’ya 2015 yılının Eylül ayında taşındım. Barselona’ya hayatımda ilk defa 2012’de yaptığım Interrail gezimde gelmiştim ve bayılmıştım. Şehre bayılmaktan öte, bana burası başka hiçbir şehrin hissettirmediği “ben burada yaşarım, burası benim evim olabilir” duygusunu yaşatmıştı. Bu yüzden de, İngiltere’de üniversiteden mezun olduktan sonra buraya gelip Master yapmaya karar verdim. Bu kararımda annemin de etkisi büyüktür, zira onun için dil öğrenmek diğer bir çok şeyden daha önemlidir ve bu yüzden İspanyolca öğrenebileceğimi de düşünüp, Master için burayı tercih ettik.

Barcelona yaşanılabilir bir şehir mi sence? Kira, aylık masraflar, satın alma gücü gibi faktörleri değerlendirebilir misin? Varsa örneklerle harika olur 🙂

Bu soru cevap vermesi tabi ki zor bir soru. Çünkü herkesin standartları farklı, herkesin beklentileri farklı. Fakat açıklamaya çalışayım. Barselona’nın içinde, yani içi derken, eski şehir ve Eixample, Gracia, ne bileyim Sants, merkezde olan bütün bölgeler dahil, kiralar hayli yüksek. Çünkü çok turist var, çok Airbnb var, dışarıdan talep çok, bu yüzden de kiralar yüksek. Çoğu insan ev paylaşıyor, 3 kişi, 4 kişi, 5 kişi halinde yaşıyor. Masraflar tabi ki kişiye bağlı ama o kadar çok restoran ve bar var ki, ben hep diyorum, en az para harcamak isteyen de gayet güzel bir bar bulur kendine, en şık yere gitmek isteyen de. Herkese göre bir yer var. Kahve çok ucuz, içki (tabi ki ben karşılaştırmamı Türkiye’yle yapıyorum) çok ucuz, hatta bazen su daha pahalı bir bardak şaraptan! Maaşlar sektörden sektöre çok değişiyor, asgari ücret 858 Euro, turizmde yüksek düzey olmayan birinin maaşı senelik 16-17 bin iken, büyük kurumsal bir danışmanlık şirketinde çalışanın maaşı senelik 35-40 bin olabiliyor. Ama mesela şöyle söyleyeyim, geçen gün buraya aniden taşınma kararı almış olan bir İngiliz kadınla konuşuyordum, o da bana dedi ki, buradaki maaşımız İngiltere’deki maaşımızdan tabii ki çok daha düşük ama, hayat kalitemiz kesinlikle daha yüksek! Ben de bunu anlayabiliyorum, güzel bir şehir, güzel ucuz tapaslar ve şaraplar, deniz, güneş, kum, medeniyet, daha ne olsun!

En merak edilen konu başlıkları arasında eminim üst sıralara oynayan bir soruya geliyorum: Hangi vize ile gitmiştin, şimdi neler yapıyorsun, biraz da bundan bahsedebilir misin?

Ben buraya öğrenci vizesiyle geldim, 3 senedir de öğrenci vizesiyleyim. Araya iki master ve bir staj sığdırdım. Şimdi ise bu vizemi iş vizesine çevirmeye çalışıyorum. Burada turizm ve otelcilik sektöründe ilerlemek istiyorum inşallah. Ben ancak sosyal ve insanlarla haşır neşir olacağım bir işte çalışabilirim, öteki türlü imkansız! 😊

Bu vize konularında artık avukatlar kadar bilgim var açıkçası! Özetlemek gerekirse konu şöyle: Eğer bir şirket sizi işe almak istiyorsa ve siz eğer burada 3 senenizi doldurmamışsanız, şirketin önce resmi gazeteye aradığı özelliklerle ilan verip, kimseyi bulamadığını, ve İspanya ve Avrupa dışından birini almak zorunda olduğunu kanıtlaması gerekiyor. Ayrıca da vermesi gereken senelik 30bin Euro civarı bir minimum maaş var. Yani şirketin sizi çok istiyor olması gerek. Zor bir süreç, olmayan ve başaramayan çok gördüm ama başaran da gördüm, bu yüzden inancımızı kaybetmemeliyiz! 😊 Onun dışında eğer burada 3 senedir yaşıyorsanız, bu durumda öğrenci vizenizi iş vizesine çevirmek kolaylaşıyor çünkü bu kriterler ortadan kalkıyor. Yani yine bir şirket size işe almak için size sponsor olmak durumunda ama en azından başkasını bulamadım, “ben bu kişiye muhtacım” konseptini kanıtlamak zorunda değil. Ben de bunu deniyorum işte!

View this post on Instagram

[EN] Throwback to this amazing restaurant in Palamos, Isabella’s by the Sea 🌊 to its beautiful terrace and views 🌅 and of course, to its delicious italian food 🍝 Costa Brava has a lot to offer! Everything was delicious but especially their spaghettis… ah😩😍 They do have a restaurant in Barcelona too but still could not try that one! I’ll pay a visit asap 🙋🏻‍♀️ •• [TR] Costa Brava’ya yolunuz düşer de, tapastan farklı bi şey yemek isterseniz, Palamos’taki Isabella’s by the Sea’ye gitmeden dönmek yok 🌊 Aşırı tatlı bi yer, terası ve manzarası müthiş, italyan yemekleri, özellikle makarnaları çok lezzetli 😍 Barselona’da da varmış, onu da en yakın zamanda deneyeceğim 😏

A post shared by Mimoza|Travel Taste Experience (@mimozaeverywhere) on

İlk kez yurtdışında yaşama tecrüben miydi? İlk aylarda nasıl hissettin, izlenimlerin nasıldı?

Hayır, dediğim gibi ben üniversiteyi de İngiltere’nin Bournemouth kentinde okumuştum. 3 sene orada, 1 sene de Londra’da yaşamıştım. İkinci yurt dışında yaşama deneyimim ise burası!

Ben bu konularda hiç zorluk çeken biri değilimdir açıkçası, gidip insanlara merhaba diyip tanışmaktan hiç utanmam, yaparım. Çünkü en güzeli böyle! İngiltere’de üniversitede, burada da Master’da ilk arkadaşlarımı edindim, sonra çevrem genişledi. İngiltere’de yaşamayı çok sevmiştim, çok mutluydum aslında. Ben İngilizleri de İngiliz kültürünü de çok seviyorum ama nedense bu kadar sevmeme rağmen orası bana hiçbir zaman buradaki “evim” hissini vermedi. Belki de İspanya’yla Türkiye birbirine benzediğinden, Akdeniz iklimi ve kültürü olduğundan… Bilmiyorum. Ama buraya acayip alıştım! Hem yabancı bir arkadaş çevrem var, hem Türk, ve aradaki dengeyi hep korumaya çalışıyorum.

Yaşam standartlarında veya tarzında nasıl bir değişiklik oldu? Türkiye’deki yaşantınla kıyasladığında nasıl hissediyorsun, biraz anlatsana. Daha iyi veya daha kötü olan noktalar neler?

Açıkçası buradaki yaşam tarzımla İstanbul’daki yaşam tarzım farklı. Mesela burada bazı şeyler, Türkiye’dekinden çok daha pahalı. Eve temizlikçi çağırmak, kuaföre gidip saç kestirmek veya manikür pedikür yaptırmak… Bunlar bizim için İstanbul’da çok normal şeylerken, burada biraz lüks kaçıyor. Apartmanlarda herkes kendi çöpünü çıkarır, kapıcı diye bir konsept yoktur mesela. Bu gibi şeyler tabi ki farklı. Ama asla ayak uydurması zor şeyler değil, ne demek! Aksine, bazı şeylerin değerini anlamanızı sağlıyor bu gibi farklılıklar.  

View this post on Instagram

[EN] If you only have 1 day and you want to discover somewhere outside of Barcelona, like Girona and Figueres, Sitges is an amazing option🙋🏻‍♀️ It is a lovely small seaside town with narrow streets full of local boutiques and restaurants🍷 It is known as the gay capital and hosts crazy lgbt festivals🏳️‍🌈 but there is something for everyone here! 😅Only 30 minutes on the train and you’re there! 😏 Don’t forget to walk up to Carrer de Fonollar to come to this beautiful spot💙 Have you been to Sitges? 🤨😍 •• [TR] Barselona’dan günübirlik bir yerlere gideyim derseniz, Sitges opsiyonunu unutmayın🙋🏻‍♀️ Lokal butikler ve restoranlarla dolu dar sokaklarıyla, burası deniz kenarında küçük bir kasaba ☺️ LGBT etkinliklerine🏳️‍🌈 çokça rastladığımız, gaylerin başkenti olarak bilinen Sitges’te herkese göre bi şey var 😍 Barselona’dan trenle 30 dakikada varıyorsunuz 🚂 Bu aşırı instagramlık noktayı bulmak için de Carrer de Fonollar’dan yukarı soğru yürüyün 💙 Sitges’e gideniniz var mı aranızda? 🤨😍

A post shared by Mimoza|Travel Taste Experience (@mimozaeverywhere) on

Bir günün nasıl geçiyor? Sanıyorum hem okuyor hem çalışıyorsun – zor oluyor mu? Okuldan sonra da kalmayı hedefliyor musun?

Okulum Haziran ayında bitti. Okurken hem okula gidiyor hem de İspanyolca derslerine gidiyordum. Arada sırada da bakıcılık yapıyordum. Yazımı burada bakıcılık yaparak, yürüyüş turları planlayarak, Katalanca kursuna giderek geçirdim. Ve tabii ki plaja giderek! ☺ Yakında bir turizm şirketinde çalışmaya başlayacağım inşallah, bunun yanı sıra da Instagramımdan (@mimozaeverywhere) buraları, buradaki hayatımı, yaptıklarımı paylaşıyorum zaten! ☺ Hayat çok rahat, mesafeler kısa, her yere yürüyorum, yürüyemiyorsam metroya ya da otobüse biniyorum ve en fazla yarım saatte istediğim yerde olabiliyorum. Hafta içi akşamları çok çıkmıyorum ama hafta sonu olabildiğince yeni yerlerde yemeye, yeni yerler görmeye çalışıyorum. Belediyenin düzenlediği pek çok bedava etkinlik oluyor, meydanlarda konserler oluyor, pazar yerleri kuruluyor, bunların hepsini takip etmeye çalışıyorum olabildiğince. Bunun dışında da tabii ki gezilecek çok fazla müzeler ve sergiler var, görmediğim kalmasın istiyorum!

Yaşadığın yere eleştirilerin veya gelişime açık olduğunu düşündüğün şeyler var mı? Yoksa Barselona’da yaşam mükemmel mi? 🙂

Barselona’da yaşam asla mükemmel değil tabii ki! Ama şu an aklıma gelen tek konu, buralıların yavaşlığı! İnsanlar çok rahat ve onlara verdiğiniz işi yapmaları baya uzun sürüyor. Bu devlet dairelerinde de böyle, arkadaş arasında da. Bu kültüre alışmanız ve süpermarkette ürünleri yavaş yavaş geçiren, bir yandan yanındaki arkadaşıyla muhabbet eden kasiyerlere, hesap isteyince sekiz saat getirmeyen garsonlara alışmanız lazım ☺ Yoksa size hayat dar gelir!

Peki, her daim merak edilen bir sorudur bu 🙂 Barselona’da çok Türk var mı? Kimi şehirlerde adım başı bir Türk’le karşılaşmak, hatta bazen mini bir Türkiye’deymiş gibi bile hissetmek mümkün. Orada da böyle bir durum var mı?

Barselona’da çok Türk var, her kesimden Türk var. Özellikle bu son iki senede buraya ailecek taşınan, çoluğuyla çocuğuyla gelen çok insan var. Yurt dışında Master deyince insanların ilk aklına gelen yer Barselona olmaya başladı, şehrin güzelliğinden, eğlenceli gece hayatından, rahat yaşamından olsa gerek… An itibariyle Whatsapp’ımda 4 ayrı farklı Barselona’da yaşayan Türkler grubu var, daha fazlası ise Facebookta… Yani gelirseniz bu bakımdan asla yalnızlık çekmezsiniz! ☺

View this post on Instagram

[EN] There are nice terraces all around Barcelona to enjoy the last few warm sunsets 🌅 One of my favourites is the terrace of 1881 Sagardi Restaurant, which looks over the marina 😍 Perfect for a drink before dinner 🍽 The restaurant itself also offers a tasty, mostly seafood, menu 🐟In summer, they make the people wait to get into the terrace so calculate some time before the sunset to get comfortable on your seats 😏 •• [TR] Barselona’da akşamları bir şeyler içip günü batırmak için bir çok farklı opsiyon var 🌅 Bence bunların en güzellerinden biri Sagardi 1881’in marinaya bakan terası 😍 Restoranında da yemekler hiç fena değil, deniz ürünü ağırlıklı bir menüsü var🍽 Yazın çok kalabalık olduğundan insanları sırada bekletiyorlar o yüzden gün batımı saatinden biraz erken gidip güzel bi yer kapın derim 😏

A post shared by Mimoza|Travel Taste Experience (@mimozaeverywhere) on

Vurucu bir soruya geliyorum, hazır mıyız? 🙂 Türkiye’yi özlüyor musun? Her ne kadar yurtdışına taşınmak çoğu kişinin hayallerini süslese de, adaptasyon süreci ve sonrasında sevdiklerinden ve alışkanlıklarından uzakta kalmak aslında bir yandan da oldukça zor. Sen nasıl hissediyorsun?

Yaklaşık 1.5 senedir İstanbul’a gidemedim. Türkiye’yi özledim mi, cevabım ise şöyle: özlediğim şeyler yemekler, ailem ve arkadaşlarım. Bunun dışında İstanbul’un kendisini pek özlediğimi söyleyemem. Buraya o kadar alıştım ve o kadar seviyorum ki, İstanbul’un karmaşası, trafiği… bunlar bana şu an çok uzak geliyor! Umarım daha uzun yıllar burada yaşama şansım olur, çünkü bu şehrin bana çok şey kattığını, bir birey olarak çok büyüttüğünü ve çok şey öğrettiğini hissediyorum. Ve ayrıca umarım, bunu yapmak isteyen herkes de bir gün bu hayalini gerçekleştirebilir! İnanın her şey sizin elinizde. Yeniliklere, öğrenmeye, yeni insanlarla tanışmaya, maceralara atılmaya açık olmak gerek! Devamı zaten çorap söküğü…

You Might Also Like